Skip to main content

Posts

Showing posts from July, 2014

Sevgili Tanrı(m),

Kafama çok ciddi anlamda takılan bir şey var. İnsanlar sana şükrediyor, ve hatta birbirlerine de devamlı 'şükretmeleri gerektiğini' hatırlatıyorlar. Mesela herhangi biri sofradan kalkarken sana şükrettiğinde, senin ona verdiklerin için mi yoksa dünyaya verdiklerin için mi şükretmiş oluyor? Eğer sadece kendine verdikleri için şükrediyorsa bu bencillik olmuyor mu? Eğer dünyaya verdiklerin için şükrediyorsa, bunun anlamı dünyaya verdiğin tüm bu savaşlar, bombalar, füzeler, düşen uçaklar, ölen çocuklar için şükretmek olmuyor mu? İşte bu konuyla ilgili gerçekten kafam çok karışık. Ve yarattığın şeylere neden zulüm ediyorsun? Neden bomba yağdırıyorsun Gazze'nin üstüne? İnsana 'akıl' verdim, kullansın yapmasın diyorsun o zaman neden 'sorgulamasın' lar diyorsun aynı zamanda. Yoksa bu 'Sorgulamasınlar!' repliği sana ait değil mi? O halde kime ait? Biz kimin emrine uyuyoruz? Kim bir yolcu uçağını füzeyle patlatıp, içindeki insanları öldürebilir? Ne için yapar…

Ahşap masa - III

III Aslında hakkında yazmak istediğim konu çok derin ve çok gergin ve çok güçlü. Tüm bunlar iyi bir şey olabilirdi, ama aynı zamanda çok 'değişken’ de olmasaydı. Değişkenlik, insanın güvenliğini, güvenme hissini azaltan bir şey değil mi? Yani, sözüne güvendiğiniz biri yarın, söylediği sözlerin tam tersinin doğru olduklarını iddia ederse ona güvenebilir misiniz? Veya hayatınızda çok değer verdiğiniz iki insanın, tamamen farklı iki fikri savunduğunu görseniz, hangisine nasıl güvenebilirsiniz? Ya da tamamen farklı bir örnek verelim; 2+2 bulunduğunuz yerde 4 ederken, farklı bir kıtaya veya yarım küreye geçtiğinizde 5 etseydi, bu ‘matematiğe’ güvenip binalar dikebilir miydiniz? İşte tam da bu yüzden, çok net olunması gereken konular da bir değişkenlik mevcutsa orada güvensizlik de mevcuttur. Sadece bu ‘güvensizlik duygusu’ herkeste uyanmayabilir. Bu nedenle bahsetmek istediğim konu, hayatımın belli aşamasında benim güvenimi yitirmiştir. Bunun üzerine düşünmekten kaçınmak, kendimden kaçm…

Ahşap masa - II

II
Taşındığım sokağın adı Yasemin. Sanma ki güzel kokular yükseliyor sokağımızdan. Mahallede insan nüfusundan çok, büyük karasinek var. Onlar verse kirayı, vergiyi falan yeridir. Bizden çok oldukları kesin. Evime dönen kaldırımda yürümeye korkuyorum, zira yanından geçtiğim ağaçlardan bir sinek bulutu havalanıyor. Kara ve uğuldayan bir bulut. Bir şeyi görmemezlikten geldiğin zaman o şeyin giderek büyüdüğüne emin olduğumdan, elektriği ve suyu üzerime almadan daha, belediyeye gittim taşınmamın ertesinde. Veterinerden bir ilaçlama desteği istedim mahallemizin yeşillik bölgelerine ve bir de dilekçe yazdım çöp konteynırı rica eden. Ardından Katmandu’ya gittim. Katmandu’da ne işim var? Kısmını işimle ilgili bilahare yazacağım. Kısacası, ben evde yokken belediye çöp konteynırını getirmiş. Akepenin belediyesi ve fakat adamlar getirmiş koymuş çöp konteynırını bizim kapının önüne. Mahallenin kadınları inmişler aşağı, biz istemiyoruz bunu burada diyerek aşağı kadar itelemişler çöp kutusunu. Bunu a…

Ahşap masa - I

I Bir kere de tarih atmayalım, ne var yani. Kim bilir ne zaman yazıldı, kim bilir nerede… Nerede olduğu belli, ahşap masada. Sonunda kavuşulan ahşap masada. Masanın üstünde bir iki kitap ve bir iki defter, evin anahtarı, bir iki kalem ve bir iki kumanda var. Bir de bilgisayar pek tabi. Arkamda kocaman iki kitaplık, sahip olduğum en değerli şey. Hem maddi hem manevi bir birikim. 2014 yılının nisan ayında, doğum günümü ailemden herkes unuttu ve hatta sevgilim de. Çok tepki verdim mi? Hayır. İçten içe bir üzülme hali vardı sadece, “yaşlanıyorsun işte Deniz” (30) dedim kendime, sen bile eskisi gibi önemsemiyorsun kendi doğum gününü diye de ekledim. Pek de kızmaya hakkım yok hani sevdiklerime. Her neyse. Kimsenin hatırlamadığını eve gelen bir arkadaşıma söyledim- Özlem- ‘ben olsam mahvederdim onu, sen ne yaptın kızım, hiçbir şey yapmadın mı yani?’ falan dedi. Ve kütüphanemi göstererek ekledi ‘işte seni bu kitaplar böyle yaptı, hayranım bu huyuna!’ Yani, illa ki arkadaş olmaya gerek yok onla…