Skip to main content

Nelson Mandela: Kendimle Konuşmalar'dan Notlar - 2

(...) Felaketten kaçınmanın tek yolu masum insanları zindan da tutmak değil, kışkırtıcı eylemleri bırakarak, mantıklı ve açık görüşlü politikalar üretmektir.

(...) Hapishanede gördüğümü kötü muamelenin gerçek açıklaması budur: son 5 yıldır devamlı kazma kürekle çalıştırılmak, berbat şekilde beslenmek, en temel kültür yayınlarından mahrum bırakılmak ve dış dünyadan tecrit edilmek.

(...) Kendi çocuğuma bile olsa nutuk çekmekten nefret ederim, meseleleri tamamen eşit bir zeminde tartışmayı ve görüşlerimi tavsiye şeklinde ortaya koymayı tercih ederim.

(...) Hapishane ziyaretinin kelimelere dökmesi güç bir anlamı vardır. Bu uygulama hemen her ülkede geçerli bir hapishane yasası rutini  olup, her ziyaret günü bir öncekinin tıpatıp aynısıdır: aynı ortam, aynı yüzler, aynı diyaloglar, aynı koku, göğe kadar uzanan duvarlar ve hiç bir zaman kaybolmayan, hapishane kapısının dışında sizin uzanamadığınız heyecan dolu bir dünya bulunduğu duygusu. Bir sevdiğinizin, bir dostunuzun hatta hiç tanımadığınız birinin ziyareti bile, bunaltıcı tekdüzeliği kırarak tüm dünyayı hücrenize taşıyan unutulmaz bir anıdır.

(...) Yeni bir dünyayı, kollarını kavuşturup uzaktan seyredenler değil, arenaya çıkıp giysileri fırtınadan paramparça olan, bedenleri mücadele içinde hırpalanan insanlar kazanabilir.

(...) daha açık bir deyişler, bu kalın duvarlar arasında tıkılmış olan sadece bedenimdir.




Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…