Skip to main content

Demek istedim..

"Bilgisayar başından ahkam kesmek kolay! Sokağa çık, bak herkes sokakta! Gücünü sokakta göster, klavye başında değil!" benzeri tweetlerden acaba kaç tane okudum Gezi zamanında.. her seferinde anlatmak istedim, 'ben çıktım dışarı, hatta daha ilk gün çıktım.. Eskişehir'de.. Hiç bir şey bilmiyorduk biber gazına dair.. kafede sıkıştık kaldık, yüzümüz yandı, gözlerimiz.. koştuk sokakta..gazın içinde.. korktum ben o gece..' 'o yüzden şimdi benden daha gençler, Eskişehir'in orta yerine çadır kuran gençler için baret aldım.. ben gelemiyorum, korkuyorum, madem siz eve girmeye niyetli değilsiniz, alın size 15 tane baret! kafanıza dikkat edin..'

Yüksekova'da polis tarafından 2 kişinin öldürülmesi zamanında.. "Gezi ruhu nereye gitti? öldürülen Kürt olunca sesinizi neden çıkarmıyorsunuz? Neden PKK ile bağdaştırıyorsunuz? Şimdi sokağa çıkmayacağız da ne zaman çıkacağız? " Hatta kişisel hesabıma, düşüncelerimden dolayı "sen ya ırkçısın, ya saf, ya da kötü niyetlisin" diye yazan da oldu.. bu tweetleri her gördüğümde anlatmak istedim, " ben 93-94 yılında Hakkari'de yaşadım, orada ilkokula gittim, terör çok kötüydü, hangi akşam çatışma olacağını bilemez, korkuyla geceler geçirirdik, sonra çatışma çıkar babam da evden çıkardı, askerdi babam, biz dolabın içine girerdik ablamla, ablam gizlice pencereden dışarı bakar ve bana anlatırdı izli mermileri, babam dönsün diye beklerdi annem, sonra babam dönerdi, bir gün arkadaşımın babasını dönmediğini öğrendik.. apartmanımızın arkası delik deşikti.." Hala daha havai fişeklerine dayanamam.. ve bilirim ki Hakkari, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında olsa dahi, Türk orada azınlıktır.
Ve Hakkari'de dostta düşman da Kürttür.

Demek istedim.. ama 140 karakterde anlatmak istemedim.

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…