Friday, December 13, 2013

Delilik üzerine..

Deliliğin bir seçim olduğunu düşünüyorum uzun zamandır. Yani öyle diğer rahatsızlıklar gibi, bizi arayıp bulan değil de, direk bizim tercih ettiğimiz bir ruh hali. Bahsettiğim delilik, çılgınca şeyler yapmak değil. Bahsettiğim delilik, sokakta aç be aç, yalnız, kimsesiz ve fakat bağırıp çağıran, ilgilenmek için kimsenin sorumluluğu üstüne almadığı, kimse almadıkça o sorumluluğu, kendini daha da bir koyuveren insan. Mesela, geçenlerde Çanakkale'de, oturuyorum dar bir sokakta, yoldaki masada, normal sesler, günlük, insan kalabalığı.. Sonra bir ara yoldan bir deli geçti, ve dışarıda masada oturan herkese tek tek ve bağırarak 'kime verdiysen ona git! orada ye!' dedi. Sokak boyunca, herkese. Tüm masalara tek tek. Adam gittiğinde artık hiç ses yoktu sokakta, o sokaktan başka kim geçse o şekil bir saygı duruşuna geçilir, bilemiyorum. Ama konu bu değil, konu deliliğin bir seçim olması. Bunu ilk ne zaman düşündüm? Babamla çok ciddi bir tartışma yaptığımızda, daha doğrusu onun bana bağırdığı ve kendimi ifade edemediğim ama aynı zamanda korktuğum babamı durdurmak için, konuşamamaya başladığım zamanda. Evet, bu bir tercihti. Ama başka bir seçeneğim de yoktu. Babama anlatamıyordum, konuşamıyordum dahi, ve bir de korkuyordum, bir de deli gibi ağlamak istiyordum, babam giderek daha çok sinirleniyordu ve hatta biz balkondaydık, gerisi hayal meyal.. Yani durumu düzeltmek değildi derdim, babamı durdurmaktı, ya elimi ağzına kapatıp bastıracaktım (ki belki de bu sebepten 2. tokatımı yiyecektim), ya da kendimi kaybedecektim. İşte bunları 3 saniyede düşündüm, 4. de dilim takıldı. Takıldım. Takıldım kaldım. 'Sevicem, sevicem, sevicem................'
İşte dilim bu kelimeye takıldı. Kaç bin defa söylesem babam için yeterliydi. Bak baba, daha başka kelimem yok, ne olur ya sus, ya git, ya da işte bu hale geldik. Sonra sallanmaya başladım, 'sevicem, sevicem, sevicem........' bir yandan sallandım, bir yandan sevicem diye takıldım, çenem kasıldı, açıp kapamakta zorlandım. Ama artık soru yoktu, cevap yoktu, babam konuşmuyordu, ağlamaklı değildim, geçmişti. Sadece dilim takılı kalmıştı, o kadar.
Ne zaman durdum bilmiyorum. Yani ne zaman durmaya karar verdim? Karar mekanizmam nasıl işliyordu? Yoruldum ve durdum sanırım. Ama uzun sürdü, sürerken de, hep düşündüm, ya hep böyle olsam? Dilim hiç düzelmese..Ne sorular olur ne cevaplar...
Benim böyle bir hayata ihtiyacım yoktu. Daha doğrusu cevaplarından kaçtım bir hayatım yok, fakat böyle hayat çok.. Ve o hayatlar için, en güzel ve temiz yoldur delirmek. Daha fazla soru yok! Daha fazla cevap yok!

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...