Saturday, September 28, 2013

Okan Bayülgen'e Açık Mektup

Sevgili Okan,

Seni lise yıllarımdan beri takip etmeye çalışıyorum. 'Etmeye çalışıyorum' diyorum çünkü uzun zaman geç saatte yayın yaptın. Sabah zor kalkacağımı bile bile gece beklerdim seni uykulu gözlerle. Neden mi? Verilen değerden. Ve izleyene kattığın öğretiden.
Senin 'makine' tarzı programlarını hayvanat bahçesine benzetiyorum ben. Çünkü hayvanat bahçeleri de sadece eğlence yerleri değil, aynı zamanda eğitici yerlerdir. Herkes için değil pek tabi, anlayan için..
Sen ki gençliği hep kendilerini sorgulamaya yönlendirdin, kişiliklerini bulmaya, argümanlarını güçlendirmeye ve tüm bunları yapabilmeleri için okumaya. Yani bizi, yani senin zamanının gençlerini..
Şimdi 30'um. Ve Türkiye'de gördüğüm en güzel oluşumun için de yer almaktan ve en özgürlükçü ve birleştirici ortam olan Gezi'yi yaşamaktan çok mutluyum. Ve fakat sen, durumu bu kez doğru analiz edemedin. Analiz edememek kötü değildir de, insanları o kötü analize inandırmak kötüdür. Sırf bundan sonrası için, bu kez ben sana okumanı tavsiye ediyorum, Noam Chomsky'i.. Occupy hareketinin 'hava şartlarına' bağlı olmadığını belki anlarsın..
Ve eminim ki benim okuduğumdan çok fazlasını okuduğun Brecht'ten bir cümle armağan ediyorum sana: 'Gerçekçi sanat, savaşçı sanattır.'
Artık fikrini okuma, dinleme ihtiyacı duyacağım bir aydın değilsin.
Kal sağlıcakla..

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...