Skip to main content

Okan Bayülgen'e Açık Mektup

Sevgili Okan,

Seni lise yıllarımdan beri takip etmeye çalışıyorum. 'Etmeye çalışıyorum' diyorum çünkü uzun zaman geç saatte yayın yaptın. Sabah zor kalkacağımı bile bile gece beklerdim seni uykulu gözlerle. Neden mi? Verilen değerden. Ve izleyene kattığın öğretiden.
Senin 'makine' tarzı programlarını hayvanat bahçesine benzetiyorum ben. Çünkü hayvanat bahçeleri de sadece eğlence yerleri değil, aynı zamanda eğitici yerlerdir. Herkes için değil pek tabi, anlayan için..
Sen ki gençliği hep kendilerini sorgulamaya yönlendirdin, kişiliklerini bulmaya, argümanlarını güçlendirmeye ve tüm bunları yapabilmeleri için okumaya. Yani bizi, yani senin zamanının gençlerini..
Şimdi 30'um. Ve Türkiye'de gördüğüm en güzel oluşumun için de yer almaktan ve en özgürlükçü ve birleştirici ortam olan Gezi'yi yaşamaktan çok mutluyum. Ve fakat sen, durumu bu kez doğru analiz edemedin. Analiz edememek kötü değildir de, insanları o kötü analize inandırmak kötüdür. Sırf bundan sonrası için, bu kez ben sana okumanı tavsiye ediyorum, Noam Chomsky'i.. Occupy hareketinin 'hava şartlarına' bağlı olmadığını belki anlarsın..
Ve eminim ki benim okuduğumdan çok fazlasını okuduğun Brecht'ten bir cümle armağan ediyorum sana: 'Gerçekçi sanat, savaşçı sanattır.'
Artık fikrini okuma, dinleme ihtiyacı duyacağım bir aydın değilsin.
Kal sağlıcakla..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…