Skip to main content

1000yüz1insan

"(...) Aptal bir oyun oynuyorsun. Avunmak için, saklanmak için, kendini haklı göstermek için. Sıradan insan karşılaştığı her zorlukta, her sorunda, yüzleşmek zorunda kaldığında bahanelere, başkalarına, kendi dışındaki etkenlere sığınır. Sen de öyle yapıyorsun. Kendi yarattığın gerçekliklerinle, gerçeğin üzerini örtüyorsun."

Bazı insanlar, sözleriyle, sizin omzunuzu sıkıca tutar ve sarsar. Aynur Alkan ile buluşacaktım bugün. Jakarta uçuşundaki purserım. Sohbet ettiğimiz kadarıyla kitap okumayı sevdiğini fark etmiştim, sırf bu yüzden evden çıkmadan önce kitaplarıma bir bakış atmıştım; ona götürebileceğim? hediye edebileceğim? bunu okuyun diyebileceğim daha doğrusu demem gereken bir kitap var mı diye. Kitaplığıma bir çırpıda baktığım için, elim boş gittim. Ve fakat çok içten düşünmüş olmalıyım bunu, Aynur hanım, kendisinin etkilendiği bir kitabı bana hediye etti buluşmamızda. Bin Yüz Bir İnsan/ Aret Vartanyan

Aşktan uzak, inceliklerden uzak, koşturmaca içerisinde, stres ve sonuçlarıyla boğuştuğumuz günlerde.. devamlı koştuğumuz ama bir türlü yetişemediğimiz bu düzende.. bu karmaşa ile başa çıkabilmemiz için bir çok öğreti ve felsefe var. Bunların bir kaçını anlamaya çalıştım. Daha benim özüme en çok uyanı bulamadım. Ama bugün şunu fark ettik: Bu öğretilerin peşinden giden, anlamaya çalışan, kendini açanlar genelde, büyük bir çoğunlukta kadınlar.. yani bu öğretileri verenlerin müşterileri kadınlar. Fakat öğretiyi veren kişi, genelde erkek. Nedendir bilinmez.

Kısacası, Aynur Hanım'la keyifli sohbetler de edildi, sert eleştiriler de yapıldı (onun tarafından).. Teşekkür etmek lazım, en kısa zamanda, bir kitapla..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…