Skip to main content

Posts

Showing posts from August, 2013

Beklemenin doğası

Gerektiği kadar bekleyebilir ise bekleyen, istediği şeyler ayağına gelirmiş bekleyenin... Ben demiyorum, Balzac diyor. "Hadi canım sende!" diyesi geliyor insanın. O beklenmesi gereken zaman dilimi 80 yıldan falan oluşuyorsa ne anlamı var ki beklemenin.. 
Ama beklemenin doğası gereği, bazen gayet müşfik oluyor insan.. daha 100 yıl bekleyebilirmiş gibi hissediyor. Bazen çok daha geniş gözüküyor her şey.. diyor ki bekleyen; gelmese de olur beklenen, ben yeterince güçlü, yeterince ayakta ve yeterince kalabalığım. Bazense 'sabır duygusu' icat edilmemiş gibi, 1 dakika 1 saatmiş gibi, zaman sakız gibi uzadıkça uzar ya..  onun adı beklemek değil artık zaten. 
Ve fakat beklerken öğreniyor insan, bir çay sipariş edip etrafına bakıyor, sonra unutuyor çayı yenisini istiyor, ev uzak olsa da eve yürüyerek gidiyor, zaman o kadar genişlemiş ki harcamak lazım daha çok harcamak, öyle kısa 'yüklem'leri artık tercih etmiyor bekleyen. Uzasın, sünsün. Annemizin bin zahmetle örüp, bi…

Grevi kırmayanlara ithafen ..

THY grevi 80 günü aştı. Yönetim Kurulu olan şahıs hala pişman olanlara(!) twitterdan, gayri resmi bir şekilde 'dönün!' çağrısı yapıyor. Gücü tükenenler dönüyor..

Dönmeyenlere ithafen;

"Nerede bir ilerleme kaydedilmişse, nasıl türde bir adaletsizlik giderilmişse, bunu sağlayanlar politikacılar değil, yurttaş olarak eyleme geçmiş insanlardır. Böyle insanlar yalnızca ağlayıp sızlamakla yetinmeyip harekete geçmişler, örgütlenmişler ve gerekli olduğu zamanlarda, iktidardaki insanların dikkatlerini kendi durumlarına çekmek için isyan etmişlerdir. Bugün de yapmamız gereken şey budur. Bu durumda bazıları çıkıp, "Peki, ne olmasını bekliyorsunuz?" diye sorabilirler.

Bunun cevabı, çok şey beklediğimizdir.
İnsanlar, "Ne, siz hayalperest misiniz?" diye sorabilirler.
Bizim cevabımız. "Evet, biz hayalperestiz." şeklinde olacaktır.

Biz hepsini istiyoruz. Biz barışçı bir dünya istiyoruz. Biz eşitlikçi bir dünya istiyoruz. Biz savaş istemiyoruz. Biz kapitalizmi…

Bardaki Kadın

Bardan aldığı Bomonti ile yürüdü sahnenin önüne.. Bütün gün çalışmıştı, koşturmuştu, masadan masaya bira taşımıştı. Çünkü para lazımdı, okumak için para harcıyordu, ne yazık ki.. ve bu parayı kazanması lazımdı. O yüzden barda bir iş bulmuştu kendine. Okul çıkışlarında bara geliyordu, bar çıkışında da çoğunlukla eve gidiyordu. Bazen de bara.. müzik dinlemek istediğinde.. Garip geliyordu insanlara bu durum.. "Nasıl yani yalnız mı gideceksin bara?" "Sen gelsen ne farkeder " demek geliyordu içinden ama demiyordu, kaba değildi.
 Güzel bir müzikti çalan, müzik mi güzel yoksa hoparlörün önünde durup titreşimi hissetmek mi? Sadece kulaklarıyla dinlemediği, tüm bedenini sarsan müziği resmen hissediyordu. Soliste baktı, yakışıklıydı. Ya da bu ışıkta öyle gözüküyordu. Ya da bu işin o mikrofonla bir ilgisi vardı. Çünkü daha hiç çirkin solist görmemişti. Evet evet bu işin bu ışıklarla bir ilgisi vardı.Hiç bırakmayacakmış gibi tutuyordu mikrofonu solist. Mikrofon onundu belli. B…

(Ç) alıntı..

Seven bir insana söyleyeceğim tek şey şu olurdu;

Şimdi senden istediğim onu ara, ona sarıl, ona dokun, onu öp. Televizyonu kapat, bilgisayarını kapat,yanına git. Nedensizce dudaklarına yapış. Gözlerine bakarak sadece 'seni seviyorum' de. İşi bırak, toplantıları unut, hesabı kitabı, endişeleri bırak. Ona sahip çık. Tek gerçeğin sen, o ve sizi bir araya getiren aşk. Gerisi inan bana yalan... İnan bana çok boş... İnan bana, ne olursa olsun çok değersiz.. Çakıl taşlarıyla uğraşmayı bırak, pırlantan ellerinde, sımsıkı tut..


~Bin Yüz Bir İnsan/ Aret V.

"Seni.."

Gözlerinin içine baktım ve "seni ..." dedim.. cümlenin ilk kelimesi anlamana yetti.

Belki de sadece ilk haftasındaydık ilişkimizin. O akşam, gözümün içine bakıp, bir şey söylemek istedin. Ama sonra vazgeçtin. Ben de baktım kaldım, lafını bitir diye. "Bir şey söyleyecektim, ama daha çok erken" dedin..

İşte o gece, baktım gözlerinin içine.. " seni .." dedim. Gülümsedin, çiçekler açtı içimde.
"... seviyorum" dedim.

"Erken değil, geç bile .."

Üstünden 3 yıl geçti. Bir kez daha hak verdim kendime, seni seviyorum diye.

1000yüz1insan

"(...) Aptal bir oyun oynuyorsun. Avunmak için, saklanmak için, kendini haklı göstermek için. Sıradan insan karşılaştığı her zorlukta, her sorunda, yüzleşmek zorunda kaldığında bahanelere, başkalarına, kendi dışındaki etkenlere sığınır. Sen de öyle yapıyorsun. Kendi yarattığın gerçekliklerinle, gerçeğin üzerini örtüyorsun."

Bazı insanlar, sözleriyle, sizin omzunuzu sıkıca tutar ve sarsar. Aynur Alkan ile buluşacaktım bugün. Jakarta uçuşundaki purserım. Sohbet ettiğimiz kadarıyla kitap okumayı sevdiğini fark etmiştim, sırf bu yüzden evden çıkmadan önce kitaplarıma bir bakış atmıştım; ona götürebileceğim? hediye edebileceğim? bunu okuyun diyebileceğim daha doğrusu demem gereken bir kitap var mı diye. Kitaplığıma bir çırpıda baktığım için, elim boş gittim. Ve fakat çok içten düşünmüş olmalıyım bunu, Aynur hanım, kendisinin etkilendiği bir kitabı bana hediye etti buluşmamızda. Bin Yüz Bir İnsan/ Aret Vartanyan

Aşktan uzak, inceliklerden uzak, koşturmaca içerisinde, stres ve sonu…