Skip to main content

74

Bugün gördüm ki yıllar, aylar, günler belki de 'zaman' değil de YAŞANILANLAR nasıl da uzaklaştırıyor birbirinden iki insanı... 50 yıl evli kalmışlardır.. Hala evliler.. ayrı odalarda.. kadın 'hayatım' diyebiliyor HALA. Adamsa ona arada ismini söylüyor, arada 'teyze' diyor.. Ayrı odalarda zaman akıp geçiyor.. Zaman değil de YAŞANILANLAR öldürüyor belki de birşeyleri.. Aşık olduğundan dokunmadan duramayan iki insan evladı nasıl oluyor da 50 yıl birlikte geçen zaman diliminde bu kadar itebiliyor birbirini ve bir odada aynı televizyondaki dönen şeye bakmakla - sırf diğeri istediği için bakmakla- yetinemiyor. Önemli olan televizyon mu? dizi mi? dizide ne olduğumu? maç mı? hiç biri. Önemli olan bir diğeri! senin diğerin! yani o kocaman yüreğin var ya, hani zor zamanlarda meraktan, endişeden şişen. Güzel zamanlarda mutluluktan şişen. Ama hep şişen şiştikçe kan pompalamaya devam eden o KOCAMAN KALBİNİ AÇTIĞIN İNSAN, o kocaman kalbini açıp seni BELKİ DE darmadağin etmesine izin verdiğin insan! İşte önemli olan o! Diğer 6 milyar insana arkanı dönüp, yüzünü sadece ona dönebildiğin insan! Nasıl olur da onun yaşlanmış gözlerinde, yüzündeki çizgilerde hatırlamıyorsun YAŞANILANLARI. 74 yaşında başka ne mutlu edebilir insanı..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…