Skip to main content

22/11/63



Heinz* 57 çeşidi olmasıyla meşhur bir sos
- Martin Luther King _ James Earl Ray (1968)
-JFK _ Lee Oswald
William Manchester (?)
"Occam'ın Usturası" ; ihtimaller eşit olduğunda, en basit açıklama doğru olandır.

(...) ama sıra tarih denen nehre geldiğinde, en önemli dönüm noktaları süikastlerdir; başarılı olanlar ve başarısız olanlar. Avusturya arşidükü Franz Ferdinand'akli dengesi yerinde olmayan Gavrilo Princip tarafından vuruluşu I.Dünya Savaşı'nı tetikledi. Diğer taraftan Claus Von Stauffenberg 1944'te Hitler'i öldürmeyi başaramadı- çok yaklaşmıştı ama olmadı - savaş devam etti ve milyonlar öldü. sf. 64

**Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.**

~ Glen Miller / In the mood

Metodist (?)
Kızılhaç (?)

(...) 1958'in sosyal coğrafyasında; savaş denildiğinde kast edilen II. Dünya Savaşı'ydı; çatışma Kore demekti. Güneyde Jim Crow'un sözü geçiyordu. Moskova' daki en büyük tehdit Nikita Kruşçev'di. Washington'da ise Başkan Eisenhower takdirleri topluyordu. sf.180

'Paul Bowles' romanlarındaki kabuslardan fırlama şehirler

[müzik grubu; Conway Twitty, Ferlin Husky]
~Troy Shondell/ This time
~Ritchie Valens/ Ooh my head
~Doug Sham/ She's about a mover
~Angels/ My boyfriend is back

Rock n' Roll
~Dovells
~Johnny Burnette
~Lee Dorsey
~Chuby Checker

*Edwin Walker 

"(...) geçmişte şimdikinden daha iyi olan şeylerden biri daha .. telefon kulübesinin duvarına yaslanıp -SİGARA İÇERSENİZ VANTİLATÖRÜ ÇALIŞTIRIN- yazısına baktım.(...)

---

"(...) Jake bana gelecekle ilgili güzel bir şey söyle.
Aklıma çok az şey geldi. Cep telefonları?Hayır. İntihar bombacıları?Hayır. Eriyen kutuplar?şimdi bu konuyu açmamak en iyisi. Sırıttım. Bir fiyatına iki tane vereceğim. Soğuk savaş bitti ve bir siyah başkan seçildi.(...)"


---

"(...)çalkalanmış bir kola şişesi gibi hissediyorum anlıyor musun? Anladığımı sanıyordum ama nazik davranıp ne demek istediğini açıklamasını rica ettim. Beni içeri götürmeni ve kapağımı açmanı istiyorum. Kollarını havaya kaldırıp gerindi. Sütyenini takmaya zahmet etmediğinden, bluzuna rağmen akşam ışığında uçları ufak noktacıkları andıran göğüslerinin yukarı kalktığını gördüm. Bugün geçmişi yaşamak istemiyorum dedi. Bugün sadece köpürmek istiyorum.(...) "


---

Ev, ayın yükselişini ve uyuyan toprakları seyretmek istediğinizde, manzarayı paylaşmak için yanınıza çağırabileceğiniz birine sahip olmaktır.

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…