Friday, July 20, 2012

senin de miden ağrır mı böyle olunca. böyle içindekileri dışarı çıkaramayınca. çıkarmaya çalıştıkça batırdığında. batırdıkça daha çok kasılır mı miden? sen ağlamaz mısın hiç? ağlarken terlemez misin? sanki bütün vücudun ağlıyormuş gibi hissetmez misin? kendini bazen yalnız hissetmez misin? kulağına kulaklık takıp, sesi son ses açıp, kendi çıkardığın hıçkırık sesini duymadan  boşalmaz mısın. sabahtan beri dolup dolup, dünden beri belki de.. ya da daha fazla. ve üzerine anlaşılamadığında.. sevgiline bile derdini anlatamadığında.. buraya yazmanın ne kadar saçma olduğunu düşünüp yine de yazdığında.. bir şey fırlatmak istemez misin duvara? kırılsa yere düşse.. duvarda parçalanırken senin içindeki düğümü çözen bir ses çıkarsa.. yerlere saçılsa.. ve yine.. bir kez daha sabah toplarım desen.. ama evde biri olduğunda.. keşke kimse olmasaydı evde dediğin olmadı mı hiç? kimse olmasa da fırlatsam şu bardağı duvara! kan boşalan ellerin birşeyi atamayınca bacaklarını tırmalamadın mı hiç? sonra orda olan yaralar için HIMM EVET BİR YERE CARPTIM SANIRIM demedin mi? kendini işte berbat hissettiğin zamandan bahsediyorum. neden bu kadar berbat hissettiğini bilmeden. aslında bildiğinden. ve acizliğinden belki de. baban demedi mi sana ağlamak zayıflıktır diye. böyle büyütmedi mi seni de? niye öğrenemedim ben bunu demedin mi hiç kendine? yoksa sende mi sigara içiyorsun sinirlenince? babam gibi? nefret ettim ben o sigaradan. sinirlenince karşımda içilen sigaradan nefret ettim. o dumanın içinde kaybolmanızdan nefret ettim. sen de kaçmadın mı çocukken babanın sigarasını dumanından? sonra büyüdüğünde başkalarının dumanı bulmadı mı senin gözlerini ?  ama sen de farketmedin mi makyajı çıkaran en iyi şeyin gözyaşı olduğunu? ağlamadın mı yoksa makyajlıyken hiç? akmadı mı siyah siyah. korkmadın mı kaybetmekten? allahın olmadığını düşünmedin mi hiç. onun olmadığını düşündüğün için allah korkusunun da olmadığını düşünmedin mi sende? o yüzden içindeki en büyük korkunu kocaman bir bilinmezlik degil de içindeki en büyük korkunun sevdiklerini kaybetmek olduğunu düşünmedin mi hiç? biliyor musun hepsini yaptım ben. ve daha bi çoğunu. üzgünüm ama öyle.

Wednesday, July 18, 2012

Sözün özü;

"Boşta duran herşey israftır. 
İsraf masraftır. 
Masraf maliyet artışıdır.
Maliyet artışı fiyat artışıdır.
Fiyat artışı talep azalışıdır.
Talep azalışı gelir azalışıdır.
Gelir azalışı problem çoğalışıdır.
Problem çoğalışı, mutsuzluk,
                           terör,
                           çanta kapmak,
                           yaşadığına pişman olmaktır."

derdi Elif Bozkurt'un öğretmeni.


Thursday, July 5, 2012

long day is OVER

Uzun gün diye buna derim ben..
Bugün 24 saat değil.. 29 saatti.. bitmek bilmeyen bir 29 saat..
Moğolistan'ın başkentinde başlayıp, İstanbul'da biten , ve ama bir türlü bitmek istemeyen bir koca gün..
Kendimi anlamsız, terli, çirkin, kötü hissettiğim bir 29 saat.. 
Kendimi uzak hissettiğim hatta gerçekten uzak olduğum 29 saat..
Gülümsemek bazen kaşları çatmaktan daha zor olabiliyor.. 
Kaşların arasıysa yol yapmış zaten, çatılmaktan.
Norah Jones dinleyelim o zaman 'long day is OVER'
Bugün canımızı sıkan herkes için olsun bu şarkı, onlar bilmeseler de..
(Mikrofonumu özledim)
Tüm inatlarına, çatık kaşlarına ve yapmacık sırıtışlarına gönderelim bu şarkıyı..

**
Ama bazen sadece elinde güzel bir kitap* olması
ve hatta onu da sana güzel bir insanın almış olması.. 
 değiştirebiliyor 5 dakikalık dünyanı.
Alıyorsun bilmem kaç sayfalık kitabı eline,
koyuyorsun kahveni yanına
dönüyorsun sırtını dünyaya..
Diğer herkes arkanda kalıyor.
Bir kitapla dünyaya meydan okunabiliyor 
'umrumda  değilsiniz!' diyemesen de dışından!
İçinde dağlar devriliyor, sesleri duymak için kulakların içinde kulak gerekiyor.


*Stephen King - 22/11/63

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...