Skip to main content

rte

Benim dinden, eğitimden, bilimden, sevgiden, inanmaktan, bilmekten, bilgiye aç olmaktan, o bilgiyi en doğru şekilde kullanmaktan, yardım etmekten kısacası yaşamaktan anladığım, senin anladığınla bir değil. Ve senin anladığın eğer siyahsa, benim ki beyaz. Bu yüzden senin beni yönetmenden hiç haz almıyoum. Ne yiyeceğime karışmandan, ne giyeceğime, ne izleyeceğime karar vermenden ve hatta kaç tane doğuracağıma, onları da nasıl doğuracağıma dair söylemlerinden iğreniyorum. Sen de gördüğüm tek şey ele geçirme hırsı. Hep çocukluğumda izlediğim çizgi filmlerini hatırlatıyorsun bana. Ordaki tüm insanları hipnoz edip dünyayı ele geçirme planları yapan kötü karakterleri. Yani filmin en kötü ve zalim karakterini. Aslında başarılısın. Hipnoz olmuş insan dolu etrafım. Ülkenin tutacak bir tarafı kalmadı zira. Eğitim? Sağlık? Asker? Polis? Enerji? hangi enerji? Çernobil'i yaşamamış bir ülke olsak hadi neyse de .. bu kadar mı körsün nükleer enerjiye. Kaç göz lazım sana. Ülkenin hapishaneleri? ama bak camiler süper her ne hikmetse. İstanbul'da 3 bin cami, ülkede 10 bin cami. Kaç okul? okul da sayı önemli değil dicem ama sayı da bir o kadar düşük. Yoksa biz mahmut hoca dan gördük bahçede de gayet güzel ders işleniyor. Kanal projesi mi? 3. köprü mü? keşke bir ulaştırma master planına baksan, o planın dediklerini yapsan. Sen açmadın mı özel bilmem ne mahkemelerini? açtığın şeyle boğuşuyorsun bu kez. Bugünkü davaları bitirdin bizim süper hukuk sistemimizle de 12 eylül ü sorgulamak sana kaldı. Sana kimse söylemedi mi tarihi bugünün şartlarına göre yargılayamazsın diye. Tarihi mi yargılamak istiyorsun, niye kapattın o zaman Sivas davasını? İnsanın midesi bulanır ya .. öyle bulandırıyorsun midemi. O değil de yordun bu ülkeyi ..

"because i feel blind!"

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…