Sunday, June 3, 2012

Nairobi'ye gitmeden..

Bu gece gidicem yarın gece dönücem. Sivrisineklerin az, turistlere yönelik saldırıların çok olduğu Kenya 'nın başkentinde boynumda fotoğraf makinemle dolanmak için 24 saatten az zamanım var. Bakalım bu kez kafama bir şey fırlatılmadan bir kaç güzel kare çekebilecek miyim. Cahilliğin, kirin, garip ve agresif mimiklerin bol olduğu ülkede hatta kıtada, bize zıt renkteki insanlara kızamıyorum ben. Bir insana hiç görmediği bir şeyi hiç yapmadığı için kızamazsınız. Ve hatta açlıktan ölen insanların yaşamaya çalıştığı bir ülkede oteldeki kötü yemekten, banyoda ak(ma)yan sudan şikayet edemezsiniz. Keşke kocaman bir bavulum olsa içini yiyeceklerle doldursam ve giysiler ve ayakkabılar ve kitaplarla.. Her seferinde böyle bir garip hissediyorum. Çünkü sanki en uzak yer Afrika. O kadar farklı bir dünyaya gittiğimde 'uzak' kelimesi anlamını yitiriyor gibi. Yalınayak yürüyenlerin arasında ayakkabıların anlamsızlığına takılan aklım, her daim kanlı gözleri gören gözlerim, gördüğü her ayrıntıya rağmen deklanşöre gitmeyen elim, tonla hikaye, tonla detay.. National geographic karesi içinde yürüyormuş gibi, o resmin bir parçası olmuş gibi.. o resme gidiyorum, gelicem. Gelince, anlatıcam.

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...