Wednesday, May 2, 2012

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

"(...) Şu sonuca vardı Thomas; bir kadınla sevişmek ve bir kadınla uyumak iki ayrı tutkudur, sadece farklı değil aynı zamanda da zıt tutkular. Aşk, çiftleşme arzusunda (sonsuz sayıda kadına kadar uzanabilecek tutku) duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur (tek bir kadınla sınırlı olan arzu."*

Okuduğum kitaptan alıntıladığım bu cümle bana üniversitede evrim dersinde 'eşeysel dimorfizm' konusunu tahtada anlattığım günü hatırlattı. Daha anlayabileceğiniz bir cümleyle erkeğin ve dişinin cinsiyetlerine bağlı olarak birbirlerinden farklı olan görünümleridir eşeysel dimorfizm. Hayvanların 'güzel olanları' erkektir denilir hep, doğrudur da, ama neden öyledir? 

Hayvanların doğalarında şöyle bir şey vardır; aşılması gereken iki güçlük; üreme olgunluğuna erişinceye dek hayatta kalmak ve sonra da üremektir. Eşeysellik, bunlara üçüncü bir temel sorun katar: karşı eşeyden bir birey bulmak ve onu işbirliğine ikna etmek. 

İşte burada ikna etmesi gereken erkek bireydir, edilmesi gereken de dişi birey. Yani seçici olan dişidir, seçilmek isteyen de erkektir, bu nedenle görsel olarak da gözleri boyaması gereken erkektir.

Peki neden ikna etmesi gereken erkektir? Bu basit bir gözleme dayanmaktadır: Bir çok hayvanda, yumurtalar (ya da gebelikler) spermlerden daha maliyetlidir. İşin bu kısmı ebeveyn yatırımı ile ilgili bir konu, yanı kısaca; dişi bireyin doğan yavruya ya da doğacak yavruya her zaman daha fazla enerji harcaması. En küçük bir örnekle dişi bilmem kaç ay karnında taşırken erkeğin bu konuda hiç bir yatırımının olmaması ve bir çok hayvanda yavru bakımını da annenin üstlenmesi. Bu nedenle çok büyük bir yüzdeyle, dişilerin ebeveyn yatırımı erkeklerden her zaman daha fazladır. İşte şimdi tüm bu açıklamalardan sonra hiç bir değiştirme yapmadan yazdığım kitap cümlesini buraya aktarıyorum ki konu tamamen anlaşılsın;

'Yumurtalar bir atmık içindeki spermlerden daha maliyetli olduğuna - analar babalardan daha fazla ebeveyn yatırımı yaptığına - göre,ömür boyu başarısını sınırlayan etmenler açısından dişilerle erkekler sıklıkla birbirlerinden farklı olacaktır. Bir dişinin potansiyel üreme yeteneği görece dişik olacaktır ve gerçekleştirdiği üreme başarısı, kendisiyle çiftleşmeye ikna edebileceği erkeklerin sayısından çok, yapabileceği yumurta sayısı ( ya da gebelik) ile sınırlı gibi görünmektedir. Buna karşılık bir erkeğin potansiyel üreme yeteneği daha fazla olacaktır ve gerçekleştirdiği üreme başarısı, yapabileceği boşalmaların sayısından çok, çiftleşmek için ikna edebileceği dişilerin sayısı ile sınırlı olabilir. Eş edinme erkekler için sınırlayıcı bir etken olurken, dişiler için değildir. Bu koşullar altında, Bateman ve Trivers eşeysel seçilimin ( örnek: erkek bireylerin dişilerden daha güzel olması) erkeklerin evriminde dişilerinkine oranla daha etkili bir güç olacağı tahmininde bulundular.'**

Fakat bunu direk insanların üreme sistemine uygulamak tabiki yanlış olur, evet biz de hayvanlar aleminde yer alıyoruz fakat uzun zaman önce ağacın bir dalı olarak ayrıldığımız son hayvanlar olan şempanzelerden bile merkezi sinir sistemi olarak çok farklıyız. ( üstünüz demiyorum, çünkü üstünlük- ilkellik içinde bulunduğunuz şartlara göre değişir. Eğer kendi boyunuzda bir şempanze ile karşılaşırsanız, süper bir merkezi sisteminiz olsa dahi tek yapacağınız şey kaçmak olacaktır ama o da bir işe yaramayacaktır. Kısaca kimin üstün olduğunu şartlar belirler. )
Dolayısıyla merkezi sinir sistemi daha kompleks olan insanoğlu için daha kompleks açıklamara ihtiyacımız var ama basitçe hayvanlardaki görünüm farklılığı ve bunun üremeye olan etkisi bu şekilde açıklanabilir.

Kaynak:  *Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera
**Evrimsel Analiz, Scott Freeman

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...