Sunday, April 15, 2012

Uganda



Ayakkabıya mı ihtiyacınız var? Hangi marka? Spor, klasik? Bi atasözü vardır, kızılderililerden..
'başkası hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü ' ben bu söze bir eklenti yapmak istiyorum. " başkası hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü, eğer varsa." yukarda gördüğünüz bir ayakkabıcı. Bu ayakkabıcıda neyi ne kadar bulabilirsiniz bilmiyorum ama oranın yerlisi için buradan bir çift 'makosen' almak bile büyük ayrıcalık. Çünkü çoğunun ayağında ayakkabı yok. Bu cümleyi çok duymuş olabilirsiniz ama ben bu cümleyi yaşadım. 'ayağında ayakkabısı yok' cümlesi çok anlam yüklü gelmiyor olabilir ta ki 35'C lik havada yerler basılamayacak kadar sıcak olana dek. Şimdi yeni baştan düşünün gerçekten yeni bir çift ayakkabıya ihtiyacınız var mı? -ayakkabılıkta duran 5 çift ayakkabınız varken-
Çocukluğumdan beri anneme şunu sorarım; 'anne Afrika'ya gidebilecek miyim hayatımda bir kere olsun?' Annemin olgunlaşmış ve günün şartlarını kafasına yerleştirmiş beynine bu soru, sorudan çok 'hayal' di biliyorum. Ama hayaller arada bir gerçekleşiyor, aklınızda olsun. Sonunda gittim Afrika'ya, Kampala, Uganda'nın başkenti . Afrika'nın doğusunda, o kıtanın en büyük gölü olan Viktorya Gölü'nün dibinde.
Kaldığımız otel çok büyük ve güzeldi, 3 gün sadece havuz kenarında palmiyelerin altında yatsam, kitap okusam sıkılmazdım biliyordum ama asıl Afrika o otelin bahçesi değildi. Dışardaydı. Görmemiz gereken, deneyimlememiz gereken şeyler bahçenin dışındaydı.
Nil'in doğduğu yere gittik. Sanki bu biraz işin bahanesiydi gibi geldi bana, asıl aklımda kalanlar Nil'in yerine o yol üzerinde gördüklerimdi. Nerdeyse bütün dükkanlar resimdeki ayakkabıcı gibi baraka içine yapılmıştı. Etrafta bir sürü insan vardı, bir sürü. Hepsi de oturmuş zaman geçiriyorlardı, duvarın üstünde, motorun üstünde, çimlerde.. Oturmuşlardı. Bir şey bekler gibi bir halleri vardı. Ama doğru olan yapacak bir şeyleri yoktu. Binlerce insan, onlardan daha fazla çocuk; ayakkabısız, iç çamaşırsız. Hava 35'C. Temiz tuvalet mi lazım? Önce tuvalet bulursanız sevininin, sonra 'temiz' kelimesini aklınızdan çıkarın. İnsanların açlıktan öldüğü bir kıtada temizlikten bahsetmek yeterince garip. Bulduğumuz ilk tuvaleti su basmıştı, ikincisini böcekler. Hangisine girmeyi tercih edersiniz bilmiyorum ama ben ilkini kullandım. Hava çok sıcak olduğundan bolca sıvı tüketmeye çalışıyorsunuz normal şartlarda ama insan öyle tuvaletler görünce ondan da vazgeçiyor. Zaten genelde bir şeyler içtiğinizi gören insanlar elinizdekini ona vermenizi istiyor. Siz de veriyorsunuz. Bu arada gittiğimizde onlar kış mevsimindeydi ve ortalama sıcaklık 32ydi. Gerçekten düşünmeden harcadığımız tonlarca su, o kadar uyarılara rağmen kulak asmadığımız bilgiler.. hepsi korkunç derecede gerçek. Çünkü orda kış mevsiminde hava 35 derece ve, su yok varsa da sarı.
Aslında anlatacak çok şey var ama insan onları değil de kendini sorguluyor bu gördüklerinden sonra. İhtiyaçlarını sorguluyor. Gerçekten ihtiyaç duyup duymadığını sorguluyor. Ve cevabı olmayan ya da kolay cevaba kaçmak isterseniz KADER diyebileceğiniz soru geliyor aklınıza; bu insanların suçu ne? Afrika' da doğmak mı?

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...