Skip to main content

28


Hayat sizi de zorluyor mu? Yani 28 yaşına geldiğinizde hala bir hayat kurmaya çalışıyorsunuz, bu biraz garip değil mi? 28 yıldır yaşıyorum zaten, iyisiyle kötüsüyle. Ve o kadar eminim ki dünyanın parasını da kazansam değişen bir şey olmayacak, hayat yine devam edecek, iyisiyle kötüsüyle.. O zaman bu kendini parçalamak niye? Bu deli danalar gibi koşturmak? Hırs yapmak? Diğerini ezip geçmeye çalışmak? Yolun sonuna doğru amog koşucusu gibi koşturmak herşeyi yıkarak, hiç bir şeye dikkat etmeyerek.. Bi dur! Nerdeysen orda dur, sağına soluna bak.. kim var kim yok.. kimler senden bir telefon bekliyor bugün, ya da kimin sesi senin mutluluk hormonlarını yükseltir.. en son ne zaman güzel bir kitap okudun, veya özür diledin veya çok lezzetli bir çay demledin veya birinin gözünün ta dibine bakarak gülümsedin.. veya annenin senin için ne çok şey yaptığını hatırladın ve takdir ettin.. en son ne zaman birine kocamaaan sarıldın ve bütün enerjini aktardın.. hatırlamak zor mu? Peki en son ne zaman kime neden sinirlendin? Son sigaranın tadı nasıldı, en son içtiğin birayı içmese miydin acaba? O adamın/ kızın derdi neydi? En son ne zaman 'anlatamadın' kendini ve 'anlayamadın' karşı tarafı.. En son ne zaman bir kalem aldın eline, yazdın da yazdın.. Nerdesin şimdi? Bir barda? koltukta? arabada? haber mi izliyorsun, maç mı? En son ne zaman şöyle güzel bir şutla gol attın HAYATA? Yoksa herseferinde, hayat senden bir as çıkarmanı beklerken, pas mı dedin sen?
28 yaşındayım ve hayatımı kurma çabası içindeyim. Bugüne kadar yaşadığım neydi peki? Annemle babamın hayatı mı?

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…