Sunday, January 29, 2012

içe kapanış

uyandı sabah erkenden.. hem de çok erken.. karanlıkta.. telefona baktı, telefon ona.. çalmamış telefon.
başüstündeki notlara baktı. günler öncesinden yazılmış ' Baudelaire'nin içe kapanış adlı şiirini oku'. buldu okudu.

Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
Kimine huzur iner gökten, kimine gam.
sonra çıktı evden.. işe gitti.. telefona baktı, telefon ona. işten geldi.
Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte;
Toplasın acı meyvesini nedametin
Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle
sanki biri bütün duyguyu şırıngayla çekmiş gibi içinden.. tepkisiz kaldı herşeye.
çünkü ilk kez dünyada bir nokta gibi hissetti kendini. anlamsız bir nokta.
şimdi bir kez daha inandırmak istedi kendini. bir kez daha hiç bir şey olmamış
gibi yapmak istedi. bir kez daha acımamış gibi yapmak istedi. içinden gelmedi.
Anladı ki kalple beyin değil de sadece karar mekanizması. Mide
kasılmaları her şeyin üstündeydi. en 'mantıklısı' Billie Holiday den
Goodmorning Heartache dinlemekti. o da öyle yaptı.

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...