Sunday, January 22, 2012

Som

Uyumaya çok ihtiyacım vardı, çok uykum vardı. Yani şehirle karşılaştığım ilk an gözlerimden uyku akıyordu ki arabadan indiğim ilk an dondu kaldı. O kadar soğuktu. Otel odasına gelip, üstümü değiştirip, yatağa girerken güneş de perdenin arasından odama girmeye başlamıştı. Türkiye'nin saatine göre 4 saat ilerde olan ülkede ölü bir balık nasıl uyuyorsa öyle uyudum 5-6 saat. Ardından kahvaltı, ardından alışveriş. Alışveriş Bişkek'le özdeşleşen bir kelime değil aklınızda olsun. Para birimleri som. Herşeyin üzerinde SOM yazıyor, bazı yerler dolar da alıyor. Benim çantamda ve aklımdaysa euro var. O yüzden almak istediğim bir şeyin ne kadar olduğunu anlamak zamanımı aldı. Ben de dayanamayıp birini çevirdim ve sordum 'sizin şu som, kaç lira? özünde bir soruya, '25 som 1 lira ' olarak cevap verdi güleryüzlü bayan, Ruşana. Ben anlamıştım zaten, yani paralarının bizim paradan baya değersiz olduğunu. Sonra gittim dolar ve som aldım türk paramla. Cebimde Abraham Lincoln'ler, Andrew Jackson'lar.. Ordan çıkıp bir pazar yerine gittim fakat Eskişehir'in günahını almışım. Her yer buz! derdim ordayken. Değilmiş. Tüm kaldırımlar buz olunca bayağı penguene doğru evrimleşiyor insan. Ve bu buz -30 derece ile birleşince kendinizden şüphe etmeye başlıyorsunuz, ayak parmaklarınızı bir süre sonra hissetmemeye başlayınca onları özlüyorsunuz. Burnunuzun içi donucak kadar bir soğukta buzun üzerinde yürümeye çalışırken inanın sadece yürümeye odaklanıyorsunuz. Gerçi oralı olanlar adapte olmuşlar bu duruma, havaya bakarak yürüyebiliyorlar. Bir de kayıp yanınızdan geçenler var, en az, denize yeni girerken ve suya daha alışmamışken size su sıçratma ihtimali olan denizin içindeki insanlar kadar sinir oluyorsunuz onlara.

Bişkek 20-30 sene geriden gelen bir ülke, bunu ben demedim ama orda herkes öyle diyor. Şehir gri ve soğuk. Yolda arabaların yarısından fazlası taksi, taksiler çok ucuz. Minibüslerse komik, çiçek abbasın minibüsü modunda.


Duvarımdaki ve kolumdaki saatin farklılığı arasında aklım gidip geldi tüm gün, içeri girince burnumu ve ayak parmaklarımı tekrar kazandım. 'Soğuk' ne demekmiş bunu anladım. Ve düşmeden o şehirden ayrıldım.

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...