Skip to main content

Posts

Showing posts from December, 2011

Gökyüzünün yarısını kadınlar ayakta tutar. ~Mao

"İnsan ırkının yarısına karşı ayrımcılık yaparken hedeflerimizi gerçekleştirmemiz mümkün değildir. Birbiri ardına yapılan araştırmaların da bize gösterdiği gibi, kadınların güçlendirilmesinden daha etkili bir araç yoktur."
- Kofi Annan ( BM Genel Sekreteri )

Bir önceki yazımda da bahsetmiş olduğum kitaplardan özellikle birincisinden alıntılar yaparak 'kadın ayrımcılığı' konusunu detaylı bir şekilde yazıcam. Kendi cümlelerime çok fazla yer vermemekle birlikte sadece alıntılar arasındaki boşlukları doldurmayı düşünüyorum. Ayrıca yazı içeirsinde konu ile ilgili linkleri bulmanız mümkün.


Gökyüzünün yarısını ayakta tutan kadınlara, sizin görmediğiniz zamanlarda, yerlerde, uzaklarda, şahit olmadığımız anlarda, kafamızı döndürüp bakmadığımız, baksak da görmezden geldiğimiz anlarda neler oluyor diye yazmak istedim buraya.

Kamboçya, Hindistan vb. ülkelerde devamlı tekrarlanan bir senaryo var. Genelevler genellikle kız çocuklarıyla dolu. Buralara satılan kız çocukları 12-13 yaşına…

Somali'deki insanlar doyduda mı sustunuz?

Ayağımda topuklular, elimde çek çek hızlı hızlı ekip odasına gidiyordum. Derken bir anda önüme bir çiçek düştü. Meğer önümde hiç farketmediğim, elinde çiçek taşıyan bir adam varmış. Bir an durdu, döndü ve önümdeki çiçeği aldı ve 'o çiçek benim için düştü' demeye kalmadan önüne döndü. Ben daha bunu düşünürken aynen arkasına dönüp düşen çiçeği bana vererek 'bu sanırım sizin için..' dedi elindeki saksı içindeki çiçekleri hızlı hızlı taşımaya devam eden beyefendi. Hiç ummadığınız anda burnunuzun dibinde bitiveren çiçek ne anlama gelir ki? Kötüye alamet olamayacağına göre ben de kötüye yormadım. Aynı gün yani dün eve dönerken farkettim ki mahalleye bir kitapçı açılıyor. Daha raflarda kitaplar yok ama üstünde 'kitabevi' yazıyor. Bunu farkedince, mahallemde rahatça giidip dolaşabileceğim bir kitapçının açılacağını bilmek hissi ve mutluluğuyla kapılarını tıklatıp hayırlı olsun dedim.. bekleriz her zaman dedi.. ben de gelirim her zaman dedim. Etrafınızda küçük de olsa …

20.12.2011*

Bazen öyle olur.
Aldığın salep, eve geldiğinde poşetle birlikte koyduğun yerde, kapının yanında kalır.
Kitap çantanda kalır.
Sen koltukta kalırsın.
Tv açıktır genelde çünkü bilirsin ki sessizlik daha çok çıldırtır.
Televizyon açık kalır.
İçindekiler içinde kalır.
Ayaklarını sürüyerek yatağa gidersin gözlerinde ve midende birikenlerle..
Aklın onda kalır...

Koyun Russell

Ablamın bir tavuğu var her gün erkenden uyutup yatırdığı. Yeğenim:) Sayesinde çocukluğuma döndüm. Henüz daha 1.5 yaşında ve ben şimdiden çocuk kitaplarına dalmış durumdayım. Kendi çocukluğumdan hatırladığım pek hatrı sayılır kitap yok. Okumuyormuydum yoksa okuduklarım çok da kalıcı ve yaratıcı şeyler değil miydi bilemiyorum. Hatırladığım bir ayşegül serisi var. Ayşegül orda, ayşgül burda, gezenti ayşegül. Cin Ali serisini unutmak ne mümkün. Bir de şeker portakalını hatırlıyorum ama sadece adını. O yüzdendir ki Mercan benim gibi olmasın, daha erken yaşta okumayı sevsin diye :) çocuk kitapları analizine başladım. Ve fakat düşündüğümden daha eğlenceliler.

Bir kahve eşliğinde okunabilecek kitaplar.. hatta öyle ki kitap kahveden daha çabuk bitiyor. O nedenle siz ya kitabı okurken kahveyi de biraz hızlı için, ya da şimdi tavsiye edeceğim 3 kitabı bir kahveyle bitirin.

Wolf Erlbruch'un iki kitabı; birincisi: Ölüm, Ördek ve Lale. Yazar aynı zamanda çizer. Çizimler de çok sad…

Irving Penn

...fazla bir şey istemem..
sevgilim yanımda uyusun..
biraz da ruhum doysun.. :)