Skip to main content

:)

Her yaşandığında sinir olunan, ama o an geçince unutulan olaylar vardır ya.. şu an birinden bahsetmek istiyorum. Alışveriş merkezinde (yiyecek- içecek) alışverişimizi yapıp, tıpış tıpış kasaya geldiğimiz an!

İşte o an bi stres başlar. Kasadaki bayan "bilmem ne kartı var mı?" diye sorar, sizi bilmiyorum ama ben hep yok diye cevap veririm çünkü yok. Sonra başlar alınan ürünleri seri bir şekilde bipleterek kasadan geçirmeye ve önümdeki tezgaha bırakmaya ki buna genelde poşet vermeden önce başlar. Poşet istediğinizde " ay ama az önce verdim 5 tane" bakışları atar size ama o da bilmektedir ki bizim annelerimiz evde plastik poşet tutmayı pek severler. Lazım olur diye atarlar poşetleri poşetlerin içine. Diğer memleketler doğada bunların çözülmesi zaman alıyor diye poşeti yasaklayadursunlar ben bizzat kendi annemi kurtaramıyorum bu poşet sevdasından. Herneyse kasadaki bayan kıyamadığı poşetlerden bir tutam verir. Şimdi de onları açma krizi başlar. Zaten ürünlerin yarısı yatmaktadır önünüzde, almıştır sizi bi telaş " poşete de daha koyamadım, benden sonraki adam da pis pis bakıyor - niye hala toplayamadın?- bakışları atıyor " açılmaz o poşet, o uyuz poşet, nasıl bir teknolojidir ki ben hala şu uyuz poşetleri açamadığım için stres oluyor ve üzerimde kötü kötü bakışlar hissediyorum acaba? Tam açarım o poşeti, kasadan ödemem gereken miktar söylenir gergin bir ses tonuyla. Gerginlik poşetleri açamamamdan ve sıranın sıradaki müşteriye gelmesinden kaynaklı oluşmuştur. Tamam da ben hangi elimle uyuz poşeti açıp, içine aldıklarımı doldururken bir yandan çantamı açıp cüzdanı çıkarıp parayı kasiyere verebilirim ki? Hadi verdik diyelim, kadın kasaya dönünce ben hızla ürünleri poşete atmaya devam ederim. O sırada bizim ki döner, para üstü 5 kuruşta olsa artık hiç bir işe yaramayan o kahrolası fişle geri vermye çalışır. Bi kenara da koymaz, el havada durur öylece, boyu yetse burnuna sokacak, bir an önce elimden al şu paranın üstünü edalarında, yeni müşteriye odaklanmış bir şekilde. Onu da alırım ben sen hiç merak etme. Ben zaten 5 kolluyum ahtapot gibi. Hepsini yaparım. Kimse bi yere geç kalmaz, sırada beklerken kimsenin canı sıkılmaz. O nasıl bir andır ya. Bittiği an uçar gider sinir bozukluğu.. yani genelde öyle olur.. bu kez öyle olmadı ki ben yazma ihtiyacı duydum:)

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

günlerden bugün

yok yok .. burası bi günlük değil sadece durak noktası bi nevi.. benim için yani . günün şarkısı ---> honey honey grubundan LITTLE TOY GUN ! ... is my little toy gun ! süper şarkı . myspaceleri var dileyene---> http://www.myspace.com/honeyhoneyband her ne kadar gece bi türlü uyuyamasam da güzel uyandım bugün . bilmiyorum artık duvarlarımı çok ince yapıyorlar yoksa insanlar sözlerini dinlettirmek için gecenin bi saati insanları rahatsız etmiyim falan demeden yüksek sesle mi konuşuyor .hiç bir fikrim yok ama hiç acımam gece çalarım kapılarını uyarmak için dün yaptığım gibi . dün gece bir de sivri sinek vardı içerde , onu yakalama bahanesiyle bir sürü sayfa kitap okudum ama sonra tam olarak kulağımın yanında vızıldayıp geçerek arkamdaki duvara konan sivrisineği bi hışımla öldürdüm . sonra teşekkür ettim . kanı duvarda kaldı sineğin , yastığımın üst tarafında ve öyle uyudum .. bugünler güzel günler , değerini bilip tadını çıkarmak lazım diye yazıyorum bu durak noktası notlarını , pek…