Friday, October 28, 2011

:)

Her yaşandığında sinir olunan, ama o an geçince unutulan olaylar vardır ya.. şu an birinden bahsetmek istiyorum. Alışveriş merkezinde (yiyecek- içecek) alışverişimizi yapıp, tıpış tıpış kasaya geldiğimiz an!

İşte o an bi stres başlar. Kasadaki bayan "bilmem ne kartı var mı?" diye sorar, sizi bilmiyorum ama ben hep yok diye cevap veririm çünkü yok. Sonra başlar alınan ürünleri seri bir şekilde bipleterek kasadan geçirmeye ve önümdeki tezgaha bırakmaya ki buna genelde poşet vermeden önce başlar. Poşet istediğinizde " ay ama az önce verdim 5 tane" bakışları atar size ama o da bilmektedir ki bizim annelerimiz evde plastik poşet tutmayı pek severler. Lazım olur diye atarlar poşetleri poşetlerin içine. Diğer memleketler doğada bunların çözülmesi zaman alıyor diye poşeti yasaklayadursunlar ben bizzat kendi annemi kurtaramıyorum bu poşet sevdasından. Herneyse kasadaki bayan kıyamadığı poşetlerden bir tutam verir. Şimdi de onları açma krizi başlar. Zaten ürünlerin yarısı yatmaktadır önünüzde, almıştır sizi bi telaş " poşete de daha koyamadım, benden sonraki adam da pis pis bakıyor - niye hala toplayamadın?- bakışları atıyor " açılmaz o poşet, o uyuz poşet, nasıl bir teknolojidir ki ben hala şu uyuz poşetleri açamadığım için stres oluyor ve üzerimde kötü kötü bakışlar hissediyorum acaba? Tam açarım o poşeti, kasadan ödemem gereken miktar söylenir gergin bir ses tonuyla. Gerginlik poşetleri açamamamdan ve sıranın sıradaki müşteriye gelmesinden kaynaklı oluşmuştur. Tamam da ben hangi elimle uyuz poşeti açıp, içine aldıklarımı doldururken bir yandan çantamı açıp cüzdanı çıkarıp parayı kasiyere verebilirim ki? Hadi verdik diyelim, kadın kasaya dönünce ben hızla ürünleri poşete atmaya devam ederim. O sırada bizim ki döner, para üstü 5 kuruşta olsa artık hiç bir işe yaramayan o kahrolası fişle geri vermye çalışır. Bi kenara da koymaz, el havada durur öylece, boyu yetse burnuna sokacak, bir an önce elimden al şu paranın üstünü edalarında, yeni müşteriye odaklanmış bir şekilde. Onu da alırım ben sen hiç merak etme. Ben zaten 5 kolluyum ahtapot gibi. Hepsini yaparım. Kimse bi yere geç kalmaz, sırada beklerken kimsenin canı sıkılmaz. O nasıl bir andır ya. Bittiği an uçar gider sinir bozukluğu.. yani genelde öyle olur.. bu kez öyle olmadı ki ben yazma ihtiyacı duydum:)

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...