Tuesday, July 5, 2011

İncir reçeli


Evet! ağladım!

Uzun zaman olmuştu, bir filme dalıp gidip ağlamayalı. Ama içim rahattı, sevgilim yanımdayken bir romantik filmin sonuna ağlamak kadar çelişkili bir şey olamazdı.
Ama ben dikey limit filminde de, schindlerin listesi'nde de ağlamış, rüzgarla konuşanları izlerken ağlamamak için sinemadan çıkmış bir insanım. Dolayısıyla benim için garip bir şey değildi zaten bu durum. Evet bir süre ağlamamak için uğraştım, ama en son dayanamayınca gözyaşlarım resmen elmayra gibi fışkırdı. Ki son dakika sevgilime 'sanırım ben ağlıcam!' deyip yüzümü kapadım. Evet biliyorum bu sadece bir film. Evet biliyorum bunlar gerçek değil.
mi? gerçekten inandın mı gerçek olmadığına? sen hiç önce filmi çekilip sonra hayatta yaşanmış bir an biliyor musun? yoksa biz hep yaşadıklarımızın filmlerini mi çekiyoruz bu hayatta?
sana da tanıdık gelmiyor mu o kızın neşesi? evdeki notlar? içten hazırlanan kahvaltılar? telaşlar? ilk zamanların heyecanı? sonra yavaş yavaş bünyeye gelen kaybetmenin kaygısı? hastalıklar? alkol? sigara? yalnızlık?

izlediğimiz film miydi gerçekten.. yoksa dünyanın her hangi bir yerinde, herhangi bir nedenle bir araya gelmiş, birbirini sevmiş, birinden birinin herhangi bir nedenle gitmesi gerekmiş ve bu nedenle .. bitmiş.. bir ilişki olamaz mı?

3999..3998..3997..

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...