Skip to main content

İncir reçeli


Evet! ağladım!

Uzun zaman olmuştu, bir filme dalıp gidip ağlamayalı. Ama içim rahattı, sevgilim yanımdayken bir romantik filmin sonuna ağlamak kadar çelişkili bir şey olamazdı.
Ama ben dikey limit filminde de, schindlerin listesi'nde de ağlamış, rüzgarla konuşanları izlerken ağlamamak için sinemadan çıkmış bir insanım. Dolayısıyla benim için garip bir şey değildi zaten bu durum. Evet bir süre ağlamamak için uğraştım, ama en son dayanamayınca gözyaşlarım resmen elmayra gibi fışkırdı. Ki son dakika sevgilime 'sanırım ben ağlıcam!' deyip yüzümü kapadım. Evet biliyorum bu sadece bir film. Evet biliyorum bunlar gerçek değil.
mi? gerçekten inandın mı gerçek olmadığına? sen hiç önce filmi çekilip sonra hayatta yaşanmış bir an biliyor musun? yoksa biz hep yaşadıklarımızın filmlerini mi çekiyoruz bu hayatta?
sana da tanıdık gelmiyor mu o kızın neşesi? evdeki notlar? içten hazırlanan kahvaltılar? telaşlar? ilk zamanların heyecanı? sonra yavaş yavaş bünyeye gelen kaybetmenin kaygısı? hastalıklar? alkol? sigara? yalnızlık?

izlediğimiz film miydi gerçekten.. yoksa dünyanın her hangi bir yerinde, herhangi bir nedenle bir araya gelmiş, birbirini sevmiş, birinden birinin herhangi bir nedenle gitmesi gerekmiş ve bu nedenle .. bitmiş.. bir ilişki olamaz mı?

3999..3998..3997..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…