Skip to main content

Posts

Showing posts from July, 2011

Amy

Barış ödülünün verildiği Oslo'da 91 kişinin bombalı saldırıda yaşamını yitirdiği zaman dilimlerindeyiz.. belki de haklısın Amy, belki de haklı olduğun için öldün. Love is a losing game.. senin sesinden..

23/07/2011

yoko ono

Siz hiç İzmit'ten Eskişehir'e giderken Bolu'dan geçtiniz mi?

Anladım ki kurtuluş yok bu yollardan. Bir günde 6 farklı araca binebiliyorum, saatlerce yol gidebiliyorum, minibüste uyuyakalıp durak kaçırabiliyorum, yanlış metrobüse binip yolumu uzatabiliyorum. Hiç bir aksilik olmasa bile en az iki saat geçiyor yolda. Lisede de böyle olmuştu. Okula gitmek için 1 saat yol gidiyordum. İnsanlar eve vardığında ben henüz otogara varmış oluyordum. Sonra gittiğim yolları hesapladığımda, ekvatoru 1.5 kez dolaşmış olduğum ortaya çıkmıştı. Anladım ki bu karşı konulacak birşey değil çünkü insan durağan bir şey değil. Yani bana deseler ki 'deniz yarın hiçbirşey yok tamamen boşsun'. Ben ne yaparım? Beni tanıyan biliyor ne yapacağımı zaten :) yollara düşeceğim kesin. O yüzden adapte olmak lazım yollara. Yollarda bize yardımcı olacak küçük arkadaşlar lazım, yol şarkıları gibi, yol kitapları gibi.. Mesela nereye gidersen git, eğer kulağında veya arabanda Scott Mckenzie'den San Francisco çalıyorsa, kendini San Francisco'ya gidiyormuş gibi hissediyor…

:)

Ortaokuldan hatırlıyorum onu. Okulun ilk günüydü. İsimlerimiz okundu okul bahçesinde ve "bunlar..." dendi "...şu sınıfa gidecekler". Ben de o grubun içindeydim. Şaşkındım tabi ki. Hakkari den Muğla'ya gelmiştik. Hayatımda ikinci kez okulum değişmişti. İşte en çok da bu yüzden şaşkındım ya. Ben de bizim sınıftan emin olduğum birinin peşine takıldım. Küt sarı saçlıydı ve kafasında kalın beyaz bir saç bandı vardı. Sanki yıllardan beri bu okuldaymışcasına kendinden emin sınıfa kadar yürüdü ve en öne oturdu ben de onun arkasına. Yıl.. hesaplarsam..hımm.. 1995..
bazı arkadaşlarınızla karşılaştığınız ilk anlar aklınızda kalır.. bu da aklımda kalmış anlardan biri.. birlikte okuduk sonra orta okulu ve liseyi ve üniversiteyi.. ev arkadaşı da olduk, yol arkadaşı da.. 16 yıl geçmiş.. zaman dediğimiz şey düşündüğümden daha genişmiş..
o artık amerikada yaşıyor ama olsun. bazı insanlarla samimiyeti hissetmekte sorun yaşamazsınız.. yılların da bir önemi olmaz, yolların da..

özlemden..

Bırakın sevginizde cesaret olsun! Sevginizle yürümelisiniz size korku salanın üstüne. Sizin şerefiniz şu olsun: Daima sevildiğinizden fazla sevmek ve asla ikinci olmamak. Bırakın korksun erkek, seven kadından: Kadın sevince her fedakârlığı yapar ve geri kalan her şeyi değersiz sayar.”


Friedrich Wilhelm Nietzsche
(Böyle Buyurdu Zerdüşt)

be good

Frekansınızın kaçı gösterdiğini bilmiyorum, bildiğim tek şey mikrofona konuşmayı özlediğim.

Sıradaki parça bu blogu takip edenler için :) ve bir de hayatın attığı kazıklara inat 'iyi' olmayı becerebilenlere gelsin :)

Jack Johnson ' dan

where all the good people go???
ive been changin channels
i dont see them on the tv shows
whered all the good people go
we got heaps and heaps of what we saw .. .

İncir reçeli

Evet! ağladım!

Uzun zaman olmuştu, bir filme dalıp gidip ağlamayalı. Ama içim rahattı, sevgilim yanımdayken bir romantik filmin sonuna ağlamak kadar çelişkili bir şey olamazdı.
Ama ben dikey limit filminde de, schindlerin listesi'nde de ağlamış, rüzgarla konuşanları izlerken ağlamamak için sinemadan çıkmış bir insanım. Dolayısıyla benim için garip bir şey değildi zaten bu durum. Evet bir süre ağlamamak için uğraştım, ama en son dayanamayınca gözyaşlarım resmen elmayra gibi fışkırdı. Ki son dakika sevgilime 'sanırım ben ağlıcam!' deyip yüzümü kapadım. Evet biliyorum bu sadece bir film. Evet biliyorum bunlar gerçek değil.
mi? gerçekten inandın mı gerçek olmadığına? sen hiç önce filmi çekilip sonra hayatta yaşanmış bir an biliyor musun? yoksa biz hep yaşadıklarımızın filmlerini mi çekiyoruz bu hayatta?
sana da tanıdık gelmiyor mu o kızın neşesi? evdeki notlar? içten hazırlanan kahvaltılar? telaşlar? ilk zamanların heyecanı? sonra yavaş yavaş bünyeye gelen kaybetmenin kaygısı? has…