Skip to main content

long day is over

Norah Jones tan bi savaşın ardından çalması gereken şarkı çalıyor.. ' Long day is over'

uzun günler vardır, bitmeyen günler, bir dakikası bir saate eşit, sabahtan öğlene geçemeyen, akşam bir türlü olamayan, her aksiliğin seni bulduğu o uzun günler. içindeki kaba insanı, hoşgörüsüz, tahammülsüz, suratsız insanı saklamaktan yorulduğun, ayan beyan ortaya koyduğun, gülümsemek zorunda değilim diye bağırmak istediğin günler. Kimsenin seni anlamadığını düşündüğün, anlatmayı ise hiç düşünmediğin, içine tıkılı kalan şeyin midende yaptığı sancıya dayanamadığın için hiç tanımadığın bi insanın cümlelerinden medet umduğun uzun, bitmeyen günler. ve o uzun günler sana ait değildir, ya bir ders ya bir iş ya bir sunum bulur seni. Köşene çekilemezsin yani, belki rahat bıraksalar, köşene gitsen, kapasan ışıklarını, kimse seni görmese daha kolay geçebilecek günler.. Ama değil işte, sanki bu yaştan sonra o rahatlığı uzun bir süre zor görecekmiş gibi hissediyor insan. Uzun günlerin sayısı artıyor hayatında, onlara katlanma kat sayında ona orantılı artıyor. evet öldürmüyor belki dahası güçlendiriyor. zira o anlar insana çok şey öğretiyor, belki öldürmüyor ama çok yük bindiriyor omuza, dolayısıyla özlü sözün dediği gibi güçlenmezsen altında kalıyorsun..o uzun günün ve getirdiklerinin..

daha önce de dediğim gibi..
uzun gün bitiyor..
norah jones çalıyor..
ve sen inanmak istiyorsun..
"inanmaktan başka çaren kalmıyor.."

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…