Monday, June 20, 2011

h-is

His dediğin şeyi sadece sen hissedebiliyorsun ya o ilginç işte. Yani istediğin kadar için dışın bir olsun. İçini göremiyoruz ki senin. Annem babam bana hep sevgini göstermiyorsun derdi. Şimdi eve gittiğimde yine diyebilirler yani. Ben de üzülürdüm böyle demelerine. Şimdi düşününce, bazen çoğu hissi hissettiğinle kalıyorsun evet. Çoğunu anlatamıyorsun, his anlatılamıyor çünkü hissediliyor. Çoğunu gösteremiyorsun, çünkü hislerimizi görebilen bir gözlük yok. Hissediliyor o sadece. Mesela bugün erkek arkadaşından ayrıldığı için bayağı kötü bir psikolojide olan A.B. isimli sınıf arkadaşım için üzüldüm. Ama o kadar. Yani ben hissettim bişeyler, cümle kuramadım, ayrılıkla ilgili anlarda dünyanın en bilirkişisi gelip en bilgiç cümleyi de kursa bi işe yaramaz zannımca. O nedenle hissettiğim şey benimle kaldı. Ona geçemeden. Ki zaten itiraf etmek lazım, genelde kalbimizi dolduran ya da bazen midemizi dolduran duygular aynen orda kalır ve zaman aşımına uğrar. Ne hissettiğin, ne kadar yoğun, ne kadar kötü, ne kadar iyi hissettiğin ve hatta ne kadar şüphelendiğin, ne kadar merak ettiğin, korktuğun.. anlar.. hissettiğin anlar.. hislerin. sadece sen hissediyorsun onları. Ne annen, ne baban, ne sevgilin..

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...