Skip to main content

h-is

His dediğin şeyi sadece sen hissedebiliyorsun ya o ilginç işte. Yani istediğin kadar için dışın bir olsun. İçini göremiyoruz ki senin. Annem babam bana hep sevgini göstermiyorsun derdi. Şimdi eve gittiğimde yine diyebilirler yani. Ben de üzülürdüm böyle demelerine. Şimdi düşününce, bazen çoğu hissi hissettiğinle kalıyorsun evet. Çoğunu anlatamıyorsun, his anlatılamıyor çünkü hissediliyor. Çoğunu gösteremiyorsun, çünkü hislerimizi görebilen bir gözlük yok. Hissediliyor o sadece. Mesela bugün erkek arkadaşından ayrıldığı için bayağı kötü bir psikolojide olan A.B. isimli sınıf arkadaşım için üzüldüm. Ama o kadar. Yani ben hissettim bişeyler, cümle kuramadım, ayrılıkla ilgili anlarda dünyanın en bilirkişisi gelip en bilgiç cümleyi de kursa bi işe yaramaz zannımca. O nedenle hissettiğim şey benimle kaldı. Ona geçemeden. Ki zaten itiraf etmek lazım, genelde kalbimizi dolduran ya da bazen midemizi dolduran duygular aynen orda kalır ve zaman aşımına uğrar. Ne hissettiğin, ne kadar yoğun, ne kadar kötü, ne kadar iyi hissettiğin ve hatta ne kadar şüphelendiğin, ne kadar merak ettiğin, korktuğun.. anlar.. hissettiğin anlar.. hislerin. sadece sen hissediyorsun onları. Ne annen, ne baban, ne sevgilin..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…