Skip to main content

Dürüst olmak için yollara düşen biri hakkında...



Yakın zamanda 'yalan söylemeyeceksiniz' isimli bir kitap okudum. Bir günde 200 defa yalan söyleme ihtiyacımıza karşılık 40 gün boyunca yalan söylememeye karar vererek 8.000 yalandan feragat eden adamın yazdığı bir kitap bu. Tabi ki bu durum farklı yerlerde farklı şekilde cereyan etti. Yakın arkadaşlarında başka, ailesine karşı başka, yakın arkadaşının sevgilisine karşı başka, sadece bilet alırken karşılaştığı bir memura karşı başka ve tabiki eşiyle içine girdiği durumlarda çok başka zorluklarla karşılaştı. Ayrıca kitapta 'yalan' 'doğruluk' 'dürüstlük' üzerine bir çok düşünce, özdeyiş ve tespit var. Dürüst olmak her zaman gerçeği söylemek değil aslında, gerçeği söylediğinizde de her zaman dürüst olmuyorsunuz. Kısacası gerçeği söylemekle dürüst olmak aynı şey değil. Böyle bir beyin jimnastiği yaptırıyor kitap size. Ayrıca susmak yalan söylemek midir? Bilmem. Kitapta bundan da bahsediyor. Yazarın da hiç beklemediği ve sizin de hiç beklemediğiniz bir anda, arkadaşları da yazara karşı dürüst olmaya karar veriyorlar ve bu dürüstlüğün altında kalan yazar kendi hakkında duyduğu duygu ve düşüncelere bir nevi yenik düşüyor ve şöyle diyor;

Lütfen biri omzumdaki oku çıkarabilir mi?*

Kitap kısaca böyle, keyifliydi tavsiye ederim, arada okunması için de buraya bir kaç alıntı ekliyorum. İyi okumalar..


Poker oynarken, yalan söylemek ya da blöf yapmak yerine elindeki kartları tamamen doğru bir şekilde diğer oyunculara söylediği zaman, kimsenin ona inanmaması, herkesin onun blöf yaptığını düşünmesi üzerine oyunu kazanması durumunda şöyle diyor yazar;
"Şaka en iyi 3. kamuflajdır. İkinci en iyi kamuflaj duygusallıktır. Ama en iyi ve en güvenilir kamuflaj açık ve çıplak hakikattir. Ona kimse inanmaz."



Okuduğum bu cümle bana kendi kolumdaki Çince dövmeyi hatırlattığı için güldüm, çok ;
"...yeni yaptırdığım dövmenin de insanlarda daha büyük bir heyecan yarattığını düşünmüştüm. Arzum bileğime, sonradan aslında 'ekşi-tatlı soslu ördek' demek olduğunu öğreneceğim Çince şeyler yazdırmak değildi."


"Bizi televizyon aptal yapmıyor, yanlış programları izleyerek biz aptallık yapıyoruz. Bizi aptal yerine koyan bir şey yok, aptal yerine biz kendi kendimizi yerleştiriyoruz. Kafayı üşüten bilgisayar oyunları değil, yaşamlarıyla başa çıkamayan insanlar!"

Replik (Aşka iki hafta)
Sandra Bullock - Siz dünyanın en bencil insanısınız.
Hugh Grant - Bu çok aptalca, sanki dünyadaki herkesi tanıyorsunuz da..

Örümcekten korkan çocuğa karşı kurulan bir anne cümlesi " O senden, senin ondan korktuğundan daha çok korkuyor."


*Seri-monogami
*Lake Wabegon etkisi
*Che guevera'nın ünlü portresini çeken - Alberto Korda



"Yalan bazı kritik durumları çözebilir. Savaşları engelleyebilir ve birlikte yaşamayı katlanılır kılabilir. Ama yalan, hiç bir zaman dürüstçe edilmiş bir sözün yerine geçemez."


"Bir ilişkide dürüstlük, kızgınlıktan değil de, öteki insana karşı duyduğunuz saygıdan kaynaklanıyorsa, mükemmel bir şey olabilir."


Bölüm sonu: "...bu projeden hiçbir şey öğrenmemiş olsam bile en azından, koltukta iyi kitaplar ve ona bir kaşık gibi sarılmama izin veren ve benden bile derin uykuya dalmış harika bir kadınla geçirdiğim bu bir günü yaşadım ya, o da yeter." size de çok samimi gelmedi mi bu cümle?




*Yalan söyle(me)yeceksin! - Jürgen SCHMIEDER

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…