Skip to main content

tarihte bugün

Ben ne ara 38 bedenden 32 bedene indim ki? İnen ben değil miyim ayrıca, neden haberim yok ki? Daha da komiği 32 diye beden olur mu :/ olabilirse bile ben istemiyorum. Şimdi artık hayata 4 cm daha yukardan bakıyorum ya, sanki bi havalardayım. Kadınlar 2'ye ayrılır, her zaman topuklu giyenler ve hatta o yüksek topuklarla otobüse yetişmek için koşabilenler ve topuklu giymeye çalışanlar. Birinciden ikinciye geçiş yaptığımda kutlayacağım zira. Geçen de bir de şöyle bir şey okudum: erkekler ikiye ayrılır, maç yapar. :) ki bunu sevgilime söylerken 'erkekler ikiye ayrılır' deyip bir boşluk verdim. O bakışları da gördüm 'üff neymiş, neye göre ayırmışlar bu sefer:+%' bakışlarını.

'En son hangi kitabı okudun?' sorusu hep bi duraklama anı yaşatır ya insana. Dün de bitirmiş olsanız 'neydi ya son okuduğum kitap' diye içinize dönüp bi kendinize sorarsınız. Ben severim aslında bu soruyu, kitaplardan konuşmayı sevdiğim için.. Fakat eğer işyerinizde doldurmanız gereken formlar arasında var ise bu soru ve son okuduğunuz kitap Vajina monologları ise soruya hayatınızda ilk kez cevap vermek istemiyorsunuz haliyle. (kitabı da tavsiye ederim bu arada- gerçi kitabın ismini yazmaya çekinerek kitabın felsefesine ters düşüp, kitabı da tavsiye edince kendimle çelişiyorum galiba) ne dedim ben :)

Şimdi B.çekmece Orduevi'ndeyim ben, 2 ay burda olucam. İstanbul'da.
bu zor, karışık, gürültülü şehirde.

Fakat, ayın 24'ü olmasının verdiği iç rahatlığıyla güzel güzel uyuyabilirim şimdi.. :)

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…