Tuesday, February 8, 2011

Ben.. ben sahiden.. ben herneysem işte


Ben buraya geleli nerdeyse 7 ay olmuş, nerdeyse 200 gün..
200 sabah, 200 akşam..
Mezun oldum ben, 7 ay önce.. 2 hafta sonrasında iş buldum daha doğrusu iş beni buldu. Ama tamamen şanstan ibaret diyemem.. sonuçta şans denen o 'kapı'yı da siz oluşturuyorsunuz.. 7 sene okudum, bölümümü bırakmak istedim. Sonra bölümüme odaklandım ve aslında insanların düşündüğünden farklı olarak ne kadar geniş bi dünyanın içinde çalıştığımı farkettim. fakat mezun olurken ne istediğimden çok emindim, nerden mezun olduğumdan, bundan sonra neyle uğraşmak istediğimden..
Şimdi burdayım, hayat burda pek kolay değil. Ben, ben gibi değilim burda. Hiç bir şey önceki gibi değil.
Normalde daha fazla gülerim ben.. bir işle meşgulsem ilk amaç keyif almak, ikincisi öğrenmek, üçüncüsü paylaşmaktır.. çok severim, bildiğimi aktarmayı.. ve aktardığım şeyin anlattığım kişide uyandırdığı merakı görmeyi.. kitaplardan bahsetmeyi, raskolnikov'un ruh halini, korkusunu, heyecanını, Mr. Vertigo'nun nasıl olupta uçabildiğini, Kavafis'in Şehir isimli şiirinde aslında tam olarak ne demek istediğini.. konuşmayı.. konuşabilmeyi.. çok severim.. Akşam üzeri, güneş batarken, hava kararırken evde olmayı, sıcak bir içecekle kitap okumayı, yazı yazmayı, kitaplardan alıntı yapmayı.. ve aynı sırada caz dinlemeyi.. billie holiday, patsy cline .. severim çok.. müzik dinlemeyi.. içerde ve dışarda.. canlı canlı veya kalabalığın ortasında sadece kulağımda.. kahvaltı eşliğinde uzun uzun gazete okumayı da severim.. gazetemi benden önce okuyana da sinirlenirim :) alırım cumhuriyetimi, altını çize çize okurum.. bazen bir köşe yazarına kafam bozulur yazarım mail.. onlar da hep cevap verir.. çok ciddiyim.. cumhuriyet yazarları her zaman maillerinize cevap verir..
Eskiden kendimle çok zaman geçirirdim, kendimle zaman geçirmek için arkadaşlarıma işim var diyebilirdim.. derdim.. ve yalnız kalırdım.. masamın başına geçer.. kitaplarımla uğraşırdım.. zamanımın çoğu .. ama çoğu kendimle geçerdi.. şimdi ise biraz farklı.. evet bu şehirde yalnızım.. ama aslında yalnız değilim.. sanırım eskiden daha yalnızdım.. yani eskişehir'deyken.. okurken.. yalnız kalmaya çalışırken daha yalnızdım.. şimdi burdayım .. kahvaltımı yalnız yapıyorum, akşam yemeğimi yalnız yiyorum.. ama aslında yalnız değilim..
Bunu anlatmak zor..
Anlatmak zor olduğu için, içinde tutmaya çalışmak daha kolay ..

1 comment:

İpek said...

''ilk amaç keyif almak, ikincisi öğrenmek, üçüncüsü paylaşmaktır..'' demişsin ya aynen yansıyor. yazılarını okuduğunda (tıpkı tarif ettiğin gibi elinde sıcak bir içecekle ) inanılmaz keyifli oluyor. paylaştığın kitaplar müzikler yazarlar bloggerlar hepsi ama hepsi zaman oluyor insana ilaç gibi geliyor . bu kadar içten ve severek yazdığın için teşekkürler .

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...