Skip to main content

son zamanlar

Son zamanlarda hayatın bana öğrettikleri;


*Özgür Willy aslında özgür değilmiş, adı da Willy değil zaten. Keiko'nun hikayesini izlemek ve balinaların dişli- dişsiz olarak ayrıldığını bilmek lazımmış.


*Bir zürafanın kalbi kafamdan daha büyükmüş, ayrıca yer çekimine karşı koymak için çok çalışıyormuş.

*Beyaz sibirya kaplanı albino değilmiş, hatta sibirya kaplanı bile olmayabilirmiş. Her şey bir yanlış anlaşılmadan ibaretmiş meğer :)

*Eğer telefonda navigasyon varsa, onu adam gibi öğrenmek lazımmış yoksa bir işe yaramıyormuş.

*İstanbul'a doğru yola çıkılıyorsa, ya da İstanbul'dan yola çıkılıyorsa trafik sıkışıklığına karşı arabaya cephanlik bir şeyler almak gerekiyormuş.

*İlk köprü (boğaziçi) 1970 yılında yapılmaya başlanmış, 3. köprü şehrin üstündeki baskıyı daha çok arttıracakmış, (tam köprünün üzerinden geçerken ng dergisinden alınan bilgi)

*'futbol aşkı' nelere bedelmiş (bknz. Beşiktaş- Bursaspor maç öncesi)

*Taksime gitmek için trenle söğütlü çeşme, metrobüsle mecidiyeköy, metroyla taksim rotası izlenebiliyormuş. Vapursuz bir yolculuk yapılacaksa eğer..

*İnsan müzik dinlemeyi özlüyormuş.

*Hayvanat bahçesinde çalışmak sanıldığı kadar eğlenceli değilmiş ya da belki de bu durum benim çalıştığım hayvanat bahçesi için geçerlidir..

*Birine iş yaptırmak için onun dilinden konuşmak gerekiyormuş. (örnek; Selaminaleyküm)

*Sessiz bir anda çalan 'its a good day' şarkısı bana her seferinde Sean Pen'in U turn filmindeki çaresiz halini ve o yaz sıcağını hatırlatıyormuş...
..

Aslında hayatımın son 5 ayında çok daha fazla şey öğrendim yaşadıkça.. ama burda Ece Temelkuran'ın dediği gibi 'iç meselelerinin içte kalması en güzeli'..

Beril'cim sana burdan göz kırpıyorum ;)

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…