Monday, December 27, 2010

Kukla


'İnsanın düşündüğü şeyler gördüklerinden kötüymüş'
cümlesini nerden okumuştum ben?

Bence herşeyin sebebi hormonlarımızla nöronlarımızın iş birliği yapması. Sanki bu nöronlar bana oyun oynuyorlar gibi, sanki ben onlara değil de onlar bana sahip. Kukla gibiyim. Nöronlarımın kuklası.

Tuesday, December 21, 2010

26

Bugüne kadar hayattan öğrendiğiniz şeyler vardır, gördüğünüz, dinlediğiniz, okuduğunuz her şey .. yaşadığınız.. sanki bir puzzle ın parçaları gibi.. sanki hepsini doğru birleştirsek ortaya bir 'sen' çıkacakmış gibi.. Sonra kararların olur, isteklerin, planların, prensiplerin, doğruların, yanlışların.. öğrenmişsindir artık iki artı iki 4 eder.. aya gitsen bile bu böyle..
değil..
aslında.. tüm doğrularınız 26 yaşınızda değişebilir. 2+2 5 edebilir mesela.
ama ..
önemli olan..
doğrularınızın değişmiş olması değildir..
önemli olan..
doğrularınızın değişmiş olmasından mutlu olmanızdır..

Saturday, December 18, 2010

paylaşmanın 'aşırı pik' yaptığı yer

-Hayatım
-Efendim
-Şimdi senin apandistin yok mu yani?
-yok hayatım
-olsun bebeğim benim apandistim ikimize de yeter.
:)

Thursday, December 16, 2010

:*

Yapmak zorunda olduğum bir şey varsa eğer ve benim içimden yapmak gelmiyorsa.. Ders çalışmak gibi.. Oturup duruyorsam masa başında.. Zaten sıkıcı olan bir durumu daha da sıkıcı bir hale getirmişsem yani kendi kendime . Başarılıysam bu konuda cidden. Belirli büyük ve zor işlerle karşılaştırdığımda çok basit gelecekse bu şey bana ama ben bilerek ve de isteyerek onu daha kolay ve küçük şeylerle karşılaştırıp gözümde büyüttüysem.. Ki ben yaparım böyle arada.. Siz de yapıyorsunuz biliyorum arada.. hatta bu yazının yazılmasına vesile olan kişi şu an bunu yapmakta:) Yani vardır böyle atsan atılmaz satsan satılmaz işler. Ne 'amaan..' diyip düşünmeden yapabilirsin ki çünkü hayatın boyunca hiç o kadar umursamaz bir insan olmamamışsındır. Ne de bi hevesle, bir şey öğrenmek adına okumaya çalışırsın önündekini çünkü o bakış açısından çoook uzaklaşmışsındır.
O değilde.. sen en iyisi.. bi kahve yap hayatım kendine şimdi.. şöyle 'şekersiz' 'sütsüz' .. dumanı üstünde.. koy masanın köşesine .. istersen ama bak 'istersen' bir tane sigara yak hayatım.. güzel bir müzik aç dicem.. ama bilmiyorum aslında müzikle çalışabilir misin.. bak ne kadar basit bir şeyi bilmiyorum.. senin hakkında.. daha öğrenmem gereken çok şey var :) o yüzden yine 'istersen' müzik aç.. ve önündeki kağıda kitaba nefretle bakma daha fazla.. sanki yarın birileri o kitabın içindeki konudan konuşacakmış gibi, sanki yarın öylesine bi arkadaş ortamında tam da o kitabın içindeki konu geçecekmiş gibi, tamamen tesadüf yani senin de baya bilgin ve hatta fikrin var o konuda:) gibi.. hayatım.. Yani sanki sırf bilmek istediğin için okuyormuşsun gibi bakarsan önündekine.. yanındaki kahvede buna yardımcı olur eminim.. yoksa kahvenin tek görevi iç ısıtmak, uyku kaçırmak değildir.. eminim yani.. psikolojik destektir aynı zamanda:)
ben böyle daha uzatırım hayatım.. senin için .. keyfin için..
sen kahveni iç şimdi, bir yandan da oku hayatım.. çünkü yarın akşam kahveni içerken okuyamayabilirsin, meşgul olabilirsin ;)
kolay gelsin..

Friday, December 10, 2010

Thursday, December 9, 2010

Dublörün dilemması

Dublörün dilemması..
Güzel kitap..
Akıcı kitap..
Eğlenceli kitap..
Uzun zamandır bovarizm duygusunu yaşatacak bir kitap geçmemişti elime.. Ama dün akşam bırakamadım elimden.. Bazı kitaplar vardır, öyle yapışır ele.. Önce bitsin istemezsin.. bitince de herkes okusun istersin.. O nedenle yazıyorum buraya da Murat Menteş'ten Dublörün dilemması. Mesela eminim burayı okuyup kafası karışır, gitsem? baksam? alsam mı? diye düşünür.. Beril, Özlem, Gülderen.. :)
Bir kaç alıntı yapsam belki daha iyi olur..

"Eleştirmek için gereken enerji, büyü için gerekenden çok daha fazladır. Üstelik, bir çok şeyin yanında mesela cahillerin suçlama,dahilerin itiraf tutkusu; tabiatın ağırlığını büyüden yana koyduğunu gösterir."

"İmkansız reddedilmiş mümkündür."

"Sürrealizm, resim sanatının mayasında var; Filler daima olduklarından küçük, pireler ise büyük çiziliyor."

..
Kısacası okunası..

Ayrıca dün gece şunu farkettim, harita konseptini seviyorum yani tasarım olarak kullanılan haritalardan tut, sadece duvarda asılı bir dünya haritası dahi beni o duvara çekmeye yetiyor. Ve bir de farkettim ki 'yüzyıl'lı cümleler kuramıyorum, birşey okurken de tarihleri atlayarak okuyorum. Bu nedenle özellikle ingilizce ise ya da roma harfleriyle yazılmışsa sayı/tarih, duraksama yaşıyorum. Tüm bunlar neden mi? Thales'ten .. :) 'Kendini tanı.'

son zamanlar

Son zamanlarda hayatın bana öğrettikleri;


*Özgür Willy aslında özgür değilmiş, adı da Willy değil zaten. Keiko'nun hikayesini izlemek ve balinaların dişli- dişsiz olarak ayrıldığını bilmek lazımmış.


*Bir zürafanın kalbi kafamdan daha büyükmüş, ayrıca yer çekimine karşı koymak için çok çalışıyormuş.

*Beyaz sibirya kaplanı albino değilmiş, hatta sibirya kaplanı bile olmayabilirmiş. Her şey bir yanlış anlaşılmadan ibaretmiş meğer :)

*Eğer telefonda navigasyon varsa, onu adam gibi öğrenmek lazımmış yoksa bir işe yaramıyormuş.

*İstanbul'a doğru yola çıkılıyorsa, ya da İstanbul'dan yola çıkılıyorsa trafik sıkışıklığına karşı arabaya cephanlik bir şeyler almak gerekiyormuş.

*İlk köprü (boğaziçi) 1970 yılında yapılmaya başlanmış, 3. köprü şehrin üstündeki baskıyı daha çok arttıracakmış, (tam köprünün üzerinden geçerken ng dergisinden alınan bilgi)

*'futbol aşkı' nelere bedelmiş (bknz. Beşiktaş- Bursaspor maç öncesi)

*Taksime gitmek için trenle söğütlü çeşme, metrobüsle mecidiyeköy, metroyla taksim rotası izlenebiliyormuş. Vapursuz bir yolculuk yapılacaksa eğer..

*İnsan müzik dinlemeyi özlüyormuş.

*Hayvanat bahçesinde çalışmak sanıldığı kadar eğlenceli değilmiş ya da belki de bu durum benim çalıştığım hayvanat bahçesi için geçerlidir..

*Birine iş yaptırmak için onun dilinden konuşmak gerekiyormuş. (örnek; Selaminaleyküm)

*Sessiz bir anda çalan 'its a good day' şarkısı bana her seferinde Sean Pen'in U turn filmindeki çaresiz halini ve o yaz sıcağını hatırlatıyormuş...
..

Aslında hayatımın son 5 ayında çok daha fazla şey öğrendim yaşadıkça.. ama burda Ece Temelkuran'ın dediği gibi 'iç meselelerinin içte kalması en güzeli'..

Beril'cim sana burdan göz kırpıyorum ;)

Friday, December 3, 2010

kendimden biliyorum

Şimdi 4 diş fırçası.. 4 ev yazımı okudum da.. Eskişehir'deki evim tüttü burnumda.. Evim? Ortada bir ev yok artık.. Eskişehir'deki ev kapandı.. Darıca'da bir ev var yaşadığım.. ama sanki o evde benden başka biri yaşıyor gibi. Yani ben oraya sanki emanet olarak konmuşum. Bir durakmış o ev, ben 5 aydır tren gelsin diye bekliyorum. Bir trende bu kadar rötar yapmaz ki canım ! İşten çıkıp eve gittiğinizde garip bir koku geliyorsa burnunuza, ama her gün, sanki o evde sizden başkası yaşıyor gibi.. Eğer 5 ay geçirmenize rağmen sinmediyse kokunuz eve.. O ev sizin değildir. Bunun ardından düşünüyorsanız eğer hangi eve kokum sindi diye? hangi ev aslında sizin eviniz.. ve bir cevabınız yoksa buna.. soruyu soran da başkası değil aslında.. kendi kendinize dahi verebileceğiniz bir cevap yoksa ortada.. 26 yaşındaysanız eğer. kocaman bir yalnızlığın ortasında.. ki 'kocamanlığı' sadece onun ortasında dururken anlaşılabilen.. o yüzden her defasında 'ben orda yalnızım' desenizde sevdiklerinize, onların canını sıkmaktan başka bir işe yaramadığınızı hatırlatıyorsanız kendinize.. ve artık o yalnızlığa direnmeye çalışıp, ardından da ' ben yalnızım aslında burda' dememek için sıkıyorsanız kendinizi.. ve hayatınızla ilgili bu kadar sorun tespiti yapabiliyorsanız fakat çözüm üretemiyorsanız ya da çözümler gayet açıkken yaklaşamıyorsanız herhangi birine.. korktuğunuzdandır.. eminim. kendimden biliyorum ..

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...