Skip to main content

yol


İçinde bulunduğum atmosferde sadece geceler değil gündüzler de uzun. Uzuyorlar yani. Şaka gibi. Ve hatta sakız gibi dakikalar. Öyle anlar oluyor ki bazen bitmiyorlar. Bir sürü şey yapıyorum o ara. Okuyorum cümleler, kalkıyorum mutfağa gidiyorum, süt koyuyorum, filmleri karıştırıyorum, seçmeye çalışıyorum, o arada bardağı düşürüyorum, yeri temizliyorum ve cam parçalarını, bir de tüm bunları bilerek yavaş çekimde yapıyorum. Ama bunların hepsi 5 dakika sürüyor. Geriye kalıyor bir çok dakika. Aslında her zaman benden başkası ise sorunlu olan şöyle derdim ona böyle durumlarda; 'yolun sonuna bakıyorsun, yolun sonuna takmışsın kafayı, basmışsın gaza gidiyorsun, bir an önce varmak istiyorsun, bu nedenle yolda olup bitenleri görmüyorsun. Ve hatta hiç aklına bile getirmiyorsun bütün ömrün aslında yolda geçecek .Harcama yoldaki güzellikleri.' İşte böyle derim, benden başkası olsa bu sorunlu kişi. Kendime ise diyemiyorum, desem de dinlemiyorum. Bu kendini gıdıklayamamak gibi bir şey. Birinin kalkıp bunları bana söylemesi lazım sanırım. Ama biraz şiddetli bir şekilde zira 'ben bunları zaten biliyorum' diyip geçiştirebilirim o kişiye de..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…