Tuesday, November 16, 2010

mutlu cumartesi

Sen Ntv tarihi karıştırırken ben Sema Kaygusuz okuyordum. Güneş yüzümüze vurmuştu ve o an elvis çalıyordu. huzurluydum. içim ısınıyordu gitgide.. güneşten mi, senden mi karar veremiyordum. çünkü hayatıma sen girdiğinden beri yaşama dair enerjimi güneşten çok senden almaya başlamıştım. İçimden kelimeler geçiyordu, hepsini birleştirip uzun uzun cümleler kurabilirdim sana.. ama istemedim.. büyüyü bozmak.. zaman öyle aksın istedim.. sen, ben, elvis.. hiç üçümüz biraraya gelmemiştik. o anın tadını doyasıya çıkarmak istedim. elimdeki kitabı daha fazla okuyamayacağımı anladım, çünkü senin evreninden çıkıp, sema kaygusuz un evreninde dolaşmayı istemiyordu canım.. sanki bir tablonun içinde gibi.. adı 'mutlu cumartesi' .. bir cafe.. bir kadın bir erkek.. kadının elinde kitap, erkeğin elinde dergi.. masada çay.. güneşin vurduğu parlak yerler.. fonda elvis.. pek tabi.. tabloların da müziği vardır.. bizimkinde elvis vardı.. en azından o gün.. başka bir gün John lennon da oldu mesela.. james blunt ta.. Ferhan Şensoy'dan bir alıntı geliyor aklıma.. ' hangi sahilden girdim ben bu denize, onu anımsamıyorum..' o denizde kıyı da sensin sahil koruma da.. sığ koylar da.. hırçın dalgalar da..
...
..
.

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...