Skip to main content

suyun altı

Hiç bozulmamış pazar gazeteleri, sehpanın üzerindeki sigara paketi, lavaboya dizilmiş bardaklar .. dikkat etmek istedikten sonra onunla yaşanılan anıları hatırlatacak kanepenin üstündeki örtünün kıvrımları .. fotoğraf makinemiz yoksa aklımıza kazımalı.. en güzel, en hatırlamaya değer anıları .. Zaten o kazımanın derinliğidir sonrasında yaşanılanların sebebi, kalkıp gidilerse o hayattan derine inildiği kadar zor olur suyun üzerine çıkması, ama kalkıp gidilmez tam tersine dibe doğru gidilirse işte o zaman.. tüm dünyayı dışarıda bırakıp gözlük ve şnorkelle dalmış gibi .. birbirimizin en derinine.. en gizli, kuytu, bilinmeyen, görülmeyen yerlere.. kabukları tek tek oyup altına bakmak, elle yoklayıp tek tek yaraları okşamak gibi ..
derinler(in)de bi yerde dolaşıyorum şimdi, dibe inerken bu kez diğerlerinden farklı olarak yukarı çıkmak için gerekli olan nefesi içimde tutmam gerektiği düşüncesini sildim attım kafamdan.. ne olur ne olmaz diyesim, suyun üstüne yüzesim yok hiç ..

Comments

cemcengiz said…
bana mı yoksa bu???
Deniz TAPKAN said…
hayatım başka biri olabilir mi ki.. sen okudun bunu daha önce aslında..

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…