Skip to main content

Posts

Showing posts from August, 2010

suyun altı

Hiç bozulmamış pazar gazeteleri, sehpanın üzerindeki sigara paketi, lavaboya dizilmiş bardaklar .. dikkat etmek istedikten sonra onunla yaşanılan anıları hatırlatacak kanepenin üstündeki örtünün kıvrımları .. fotoğraf makinemiz yoksa aklımıza kazımalı.. en güzel, en hatırlamaya değer anıları .. Zaten o kazımanın derinliğidir sonrasında yaşanılanların sebebi, kalkıp gidilerse o hayattan derine inildiği kadar zor olur suyun üzerine çıkması, ama kalkıp gidilmez tam tersine dibe doğru gidilirse işte o zaman.. tüm dünyayı dışarıda bırakıp gözlük ve şnorkelle dalmış gibi .. birbirimizin en derinine.. en gizli, kuytu, bilinmeyen, görülmeyen yerlere.. kabukları tek tek oyup altına bakmak, elle yoklayıp tek tek yaraları okşamak gibi ..
derinler(in)de bi yerde dolaşıyorum şimdi, dibe inerken bu kez diğerlerinden farklı olarak yukarı çıkmak için gerekli olan nefesi içimde tutmam gerektiği düşüncesini sildim attım kafamdan.. ne olur ne olmaz diyesim, suyun üstüne yüzesim yok hiç ..

4 diş fırçası, 4 ev

Eşyalarımı toplarken dedim ki Cem'e "hadi bana sor, şunu aldın mı bunu aldın mı diye ki unuttuğum bir şey kalmasın." O da " diş fırçan?" dedi. Ben de hiç düşünmeden " diş fırçamı almayacağım, çünkü orda yenisini alıcam." dedim. O an bir verilmiş bir karardı. Ve öyle yaptım.
Bugün diş fırçalarımı düşündüm de; Eskişehir'de, Çanakkale'de, İzmit'te ve burda yani Darıca'da .. Yani 4 diş fırçası.. yani.. 4 ev.
Bu dağınıklığın bir göstergesi mi? yoksa yaşadığın yerden kopamamanın göstergesi mi?
Çanakkale'deki evimde sabah kahvaltıları çok güzeldir, annenin hazırladığı kahvaltı çok özeldir.. Sabah uyanmaya yakınken mutfaktan duyduğu çatal kaşık sesleri insanın içini birden huzur ve güvenle doldurur, ve bu duyguyu başka birinde daha hissetmek çok zordur. Çanakkale'deki evde baba tarafından muzlu süt yapılır, anne tarafında portakal sıkılır, tabi eğer çocuk isterse..ve çocuk ister. Çocuk dediğime bakmayın o evde 26 yaşındaki insan da çocukt…