Skip to main content

teşekkür

Tezimi teslim ettim. Uzun bir süreçti, daha iyi yazılabilirdi. En zorlandığım kısım teşekkür bölümüydü. Çünkü bence en önemli kısımdı, tezimi o sayfada teşekkür edeceklerim sayesinde yazmıştım. Gecenin bi vakti oturdum teşekkürün başına. Harfler kelimelere, kelimeler cümlelere dönüştü ve ben yine aynı harflerle farklı cümleler kurdum ...

..Teşekkür

Üniversite hayatımın dönüm noktasını oluşturan, mesleğine duyduğu saygı, öğretme biçimi, ve esirgemediği desteğiyle bilime karşı içimdeki potasniyeli keşfetmemi sağlayan danışmanım Yard. Doç. Dr. Elif YAMAÇ'a teşekkürlerimi sunmak isterim. Bitirme tezi sürecinde bana destek olan Yard. Doç. Dr. Sulhi ÖZKÜTÜK'e de teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.

Ayrıca üniversite hayatım boyunca ve bunun bir sonuuc olarak yaptığım tez çalışması süresince benden maddi ve manevi desteklerini hiç bir zaman esirgemeyen TAPKAN ailesine teşekkür ederim..

*

Şimdi gelelim Jesse James 'e, ilk bir Brazzaville şarkısında duydum, şöyle diyordu 'i wanna die like Jesse James' buna istinaden konuşmalar geçti arkadaşlar arasında 'nasıl öldü ki acaba?' . sonra unuttum gitti, bazen hatırladım, karanlıkta cazda çaldım. Sonunda dün filmine denk geldim. Bir iki birayla geçiştirilmiş bir cuma gününü güzel bir filmle bitirmeliydim, bu nedenle Pi' ye girdim. Ama anladım ki bir iki biradan sonra da filmciye girilmemeliymiş, girilse bile, cd lere uzaktan bakılsa daha iyi olurmuş, yoksa cd ler dengelerini kaybedip düşmek için yer arıyorlarmış. Neyse ki topladık yerdeki cd leri, çok bi sorun olmadı, kendimi de kötü hissettirmedi çalışanlar derken bir film çıktı geldi o kapakların arasından ' Jesse James- an assasitaion of Jesse James by Bob Ford' . Dedim 'işte bu!, bunu istiyorum ! ' ve şimdi çok daha iyi anlıyorum ' i wanna die like jesse james' ne demek ..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…