Skip to main content

be a kid again !


bütün gününüz koşturmakla , bi yerlere yetişmekle , birilerine dert anlatmak , birilerine hizmet etmekle, baş ağrısıyla , diş ağrısıyla , uykusuzlukla , keyifsizlikle , sevdiklerinizi özlemekle geçebilir. çünkü nedir ? önemli olan ? hayatı yakalamak .. hadi canım ! evet öyle .. uyurgezerliğin artmış olabilir ve hatta 10 dişinde birden kendini gösteren iltihap canını hiç düşünmediğin kadar yakabilir ama kimin umrunda? gidiyor hayat dört nala? bi köşeye oturup dinlenmekte misin sen hala? ya da bunun hayaliyle mi yapıyorsun işini / çalışıyorsun dersini . Sevdiğin insanlara , ve hatta seni seven insanlara 'zamanım yok' demekle mi geçiyor zaman .. bi kahve molası ? da mı yok? şu boş vakitte de evi temizliyim , faturaları yatırıyım , tez yazıyım , ım , im ım mmmm.. halbuki bugün koyun gibi girdiğim sınavda farkettim ki ; yolun sonunda bi bekleyen yok elinde çiçekle . " süperdiniz , yarışı 1. /10. /155. bitirdiniz , hiç yılmadınız , yarışı bırakmadınız , siz süper bir koşucusunuz !" yolun sonunda sadece sizden daha fazla şey bekleyen insanlar var tabi siz yolun sonunu görebilirseniz. ve nedense sizden çok şey bekleyen insanların beklentileri , sizin hayatta asıl yapmak istediğiniz şeylerle küçücük bir kesişim kümesine dahi sahip olmaz . o nedenle hep yolda olduğunuzu unutup , yolun sonuna varmaya çalışırken , yine seçimler yapacaksınız , ve evet iş yerinizi ! derslerinizi! sınavlarınızı! seçip koşturmaya devam edeceksiniz .. ta ki artık koşmaya gücünüz kalmayana kadar .. ki bu demektir ki artık bir sevdiğiniz insanla da oturup kahve içmek için gücünüz kalmamıştır..

Comments

Mavikuş said…
kafamdaki herseyi anlatmissin, tesekkurler:)

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…