Skip to main content

'Lütfen beni öldürme..'

En uzun ne kadar sabit kalabilirim bilmiyorum , yani evde sabit kalmaktan bahsediyorum . Limitlerimin bu kısmını bilmezken , en uzun ne kadar sabit kalamam onu biliyorum . Bir haftadır evdeyim . Pek tabi okula gidiyorum , kuşlarla deneyimi yapıp , gerekirse tez hocama hesap verip , yine eve geri dönüyorum . Evdeyse en çok enerji harcayarak gerçekleştirdiğim aktivite makale çevirmek . Evet bunun için beynim diğer bütün aktivitelere harcadığından çok daha fazla glikoz harcıyor . Ama dedim ya , bir limit var ortada. Ve pek de geniş olmadığı anlaşıldı , yani ben sevdiğim herşeyden vazgeçemezmişim , öyle sabit duramazmışım . O nedenle dün evde daha fazla duramayacağımı anladım . Ama dışarı çıkmak için de bir neden lazımdı . Ve o nedeni bulamadım . Evde döndüm dolaştım , ama bulamadım ya da 'neden' beni bulamadı. Sonuçta dışarı çıkma nedeninle bir araya gelemeyen ben yine evde kalmak zorunda kaldım . Sıkıntılı el , pek tabi kumandaya gitti. Seçim şansımın çok olmadığı televizyonda TV8 'e biraz baktım .. Baktım diyorum çünkü nerdeyse hiç izlemedim . Başroldeki kızı geçen gün izlediğim başka bir filmde de gördüğümü düşündüm , filmde sözü geçen sigara bantları bana babamı hatırlattı , bi yandan yemek yedim . Çay koydum , kız adama kurabiye yapmayı çok sevdiğinden bahsederken , çay demlendi , çayı bardağa doldurdum , televizyonu kapatıp odama gittim . Ve o gün süper değişik bir şey olmadan öylece bitti. Bugün okulda konuşmayı planladığım hocalarla konuşamadığımdan , okulda işim erken bitti , radyoya gittim , ordaki bi arkadaşımla konu filmlerden açıldı . Ki zaten bu konu hiç kapanmıyor . Ve akşam onun harddiskinden film yüklemeey karar veridk benim bilgisayarıma .. Bir sürü film aldım ve arkadaşım gitmeden önce eğer biraz hareketli bir şey izlemek istiyorsan bugün bunu izle dedi 'Lütfen beni Öldürme /Stranger Than Finction ' Tavsiyeleri engellenemez biçimde dikkate alan ben tabiki de arkadaşımın önerdiği filmi izlemeye başladım .. ve farkettim .. film , dün gece ki film . başroldeki kızdan bunu hatırladım .. ve son zamanlarda içimde büyüttüğüm büyüttüğüm , resmen bir kaf dağına dönüştürdüğüm para durumum / işsizliğim / ilişkisizliğim/ gelecekten umutsuzluğum / yani beynimin içinde bu olumsuzlukları biriktirdiğim ve giderek bir dağa dönüşen bu çöplüğe filmin bir çift lafı vardı ..

"Bazen kendimizi korku ve çaresizlik , sıradanlık ve kargaşa , umutsuzluk

ve trajedi içinde kaybederiz.ve Bavyera şekerli kurabiyeleri için

tanrıya dua ederiz.
Ve neyse ki , kurabiye olmadığı zamanlarda tenimize değen tanıdık bir el

, ya da sevgi dolu bir jest de rahatlamamızı sağlar. "uzay kampı için

yetişkin programı"
Ya da küçük bir cesaretlendirme "sigarayı bırakarak yeni bir güne

başlayın"
Veya sevgi dolu bir karşılama ..ya da sıcak bir sarılış .. "

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…