Sunday, January 17, 2010

beyaz a ..

... yoğun istek üzerine blog sayfası rengimi beyaza çevirdim , gözlerinizin geleceğiyle oynamak ve de içinizi karartmak istemem daha fazla .. :) sayfayı beyaza çevirişimin hatrına keşke yarın sabah kar yağsa :)

Monday, January 11, 2010

'Lütfen beni öldürme..'

En uzun ne kadar sabit kalabilirim bilmiyorum , yani evde sabit kalmaktan bahsediyorum . Limitlerimin bu kısmını bilmezken , en uzun ne kadar sabit kalamam onu biliyorum . Bir haftadır evdeyim . Pek tabi okula gidiyorum , kuşlarla deneyimi yapıp , gerekirse tez hocama hesap verip , yine eve geri dönüyorum . Evdeyse en çok enerji harcayarak gerçekleştirdiğim aktivite makale çevirmek . Evet bunun için beynim diğer bütün aktivitelere harcadığından çok daha fazla glikoz harcıyor . Ama dedim ya , bir limit var ortada. Ve pek de geniş olmadığı anlaşıldı , yani ben sevdiğim herşeyden vazgeçemezmişim , öyle sabit duramazmışım . O nedenle dün evde daha fazla duramayacağımı anladım . Ama dışarı çıkmak için de bir neden lazımdı . Ve o nedeni bulamadım . Evde döndüm dolaştım , ama bulamadım ya da 'neden' beni bulamadı. Sonuçta dışarı çıkma nedeninle bir araya gelemeyen ben yine evde kalmak zorunda kaldım . Sıkıntılı el , pek tabi kumandaya gitti. Seçim şansımın çok olmadığı televizyonda TV8 'e biraz baktım .. Baktım diyorum çünkü nerdeyse hiç izlemedim . Başroldeki kızı geçen gün izlediğim başka bir filmde de gördüğümü düşündüm , filmde sözü geçen sigara bantları bana babamı hatırlattı , bi yandan yemek yedim . Çay koydum , kız adama kurabiye yapmayı çok sevdiğinden bahsederken , çay demlendi , çayı bardağa doldurdum , televizyonu kapatıp odama gittim . Ve o gün süper değişik bir şey olmadan öylece bitti. Bugün okulda konuşmayı planladığım hocalarla konuşamadığımdan , okulda işim erken bitti , radyoya gittim , ordaki bi arkadaşımla konu filmlerden açıldı . Ki zaten bu konu hiç kapanmıyor . Ve akşam onun harddiskinden film yüklemeey karar veridk benim bilgisayarıma .. Bir sürü film aldım ve arkadaşım gitmeden önce eğer biraz hareketli bir şey izlemek istiyorsan bugün bunu izle dedi 'Lütfen beni Öldürme /Stranger Than Finction ' Tavsiyeleri engellenemez biçimde dikkate alan ben tabiki de arkadaşımın önerdiği filmi izlemeye başladım .. ve farkettim .. film , dün gece ki film . başroldeki kızdan bunu hatırladım .. ve son zamanlarda içimde büyüttüğüm büyüttüğüm , resmen bir kaf dağına dönüştürdüğüm para durumum / işsizliğim / ilişkisizliğim/ gelecekten umutsuzluğum / yani beynimin içinde bu olumsuzlukları biriktirdiğim ve giderek bir dağa dönüşen bu çöplüğe filmin bir çift lafı vardı ..

"Bazen kendimizi korku ve çaresizlik , sıradanlık ve kargaşa , umutsuzluk

ve trajedi içinde kaybederiz.ve Bavyera şekerli kurabiyeleri için

tanrıya dua ederiz.
Ve neyse ki , kurabiye olmadığı zamanlarda tenimize değen tanıdık bir el

, ya da sevgi dolu bir jest de rahatlamamızı sağlar. "uzay kampı için

yetişkin programı"
Ya da küçük bir cesaretlendirme "sigarayı bırakarak yeni bir güne

başlayın"
Veya sevgi dolu bir karşılama ..ya da sıcak bir sarılış .. "

Monday, January 4, 2010

i dont like cricket , cause i love it ! :)


Teoman'ın bir şarkı sözüyle başlamak lazım bu kez .. " boşver beni mühim değilim / bu onun hikayesi .."


Oliver (Broom) İngiltere 'den Türkiye ye bisikletle geldi ve burdan Avustralya'ya gitmeyi planlıyor. 'bisikletle' kısmını tekrarlamak da fayda var. 2 aydır bisikletle yolculuk yapan Oliver'ın bizde geçirdiği 5 gün boyunca en çok konuşulan konu tabi ki yaptığı yolculuktu . Bunu neden yaptığı , amaçları , harcadığı enerji , para , zaman , tanıdığı yeni insanlar , kültürler , insanların onu anlamaması , onun insanları anlamaması vb.
Oliver ın henüz gelmediği haftasonunda ben de kampa gitmeyi planlamıştım . Fakat sabah kalktığımda boğazım biraz şişmişti. ve vazgeçtim . Ardından Oliver gelip , bana iki aydır bisikletle yolculuk yaptığını söylediğinde sınırlarımın ne kadar dar olduğunu farkettim .
Evet böylesine tehlikeli ama bir yandan da macera dolu yolculuğa çıkmanın farklı sebepleri vardır. Ve eminim hepsi iyi sebepler değildir. Örneğin bişeylerden kaçmak için bu yol seçilebilir , ya da eğer kişi sorunsuz ve mutlu bir hayat yaşıyorsa bulunduğu yerde o zaman bu yolculuğa çıkmaz. Fakat ben Oliver 'ı bildiğim iyi yönleriyle kendime örnek almayı ve hatırlamayı yeğliyorum .
Onun gösterdiği cesareti hayatım boyunca gösterebileceğimi sanmıyorum . Ama bundan sonra alacağım kararlarda mutlaka aklıma gelecektir :) ve beni yönlendirecektir.
Bu sabah yani 2010 un ilk gününde onu uğurladık . Bir gece önce bize şunu sordu 'i plan to go 100 km tomorrow , what's yours? "
Sanırım henüz uğruna 100 km gidebileceğim bir amacım yok . Bunu bana farkettirdiğin için teşekkür ederim Oli.
Yolun açık olsun .

ps. Oliver 'ı takip etmek isterseniz eğer :

http://cyclingtotheashes.wordpress.com/

For Oli


i can start with the lyrics from a Teoman's song . " Forget me , not important , this is his story.."


Oliver (Broom) came to Turkey from England by bicycle , and he is planing to go Australia. I think i should repeat part of 'by bicycle' . Oliver who had a trip for 2 months in the past , and we talked generally about his travel , goal, energy, money , time , meeting new people , new cultures, missunderstandings during 5 days..


The weekend before he came , i planned to go for camping , but in the morning iwas feeling like ill , and then give up . One day later Oliver came. when he talked about his difficult trip , i realized that i have very close borders.

Well, for this kind of dangerous but at same time full of incidents travel , needs different reasons. i am sure that not all of them are good . For ex; if you want to escape from smt than you can choose this way . or if you are really happy , and everything is great in your hometown then you dont choose this way . But i want to remember him with his good and strong sides.

To show like his bravery is very difficult and i know that i cant ever. But after this moment i will remind him when i try to decide for something important then can lead me .
First day of this year , we sended off him . The last day in 2009 , he asked me " i plan to go 100 km tomorrow, what's yours "

I dare say , i dont have any goal to go 100 km for it . You made me realized this , thank you Oliver .
I wish you more than 'good luck'

if you want to follow Oli , you can use this link :
http://cyclingtotheashes.wordpress.com/

kırık

Çocukken annem bana bir kutu boya almıştı , renk renk. sarı mavi kırmızı yeşil en çok biten hep pembe olurdu . sonra büyüdüm , anladım ki para diye bir şey varmış her şeyi yöneten hiç bi zaman yeteri kadar cebimde olmayan , sevdiklerim ölünce elimden bir şey gelmezmiş , ölmeyen sevdiklerim de mutlaka bir gün kalkıp gidermiş arkalarına bakmadan .. meğer gerek yokmuş kırmızıya pembeye yeşile , anladım ki siyah beyaz yetermiş hayatı betimlemeye ..

Saturday, January 2, 2010

dikiz aynasında 2009

içimden bir şey yapmak gelmiyordu , düşünmek bile . Ama her menü hakkında soracak bir sorusu olan benim canım arkadaşım Pelin , düşüncelere dalıp gitmeme izin vermek istemediğinden sorular -sorular -sorular sordu :)
ve çıkan cevaplar :
2009'da izlediğin en iyi film : U turn !
2009'da okuduğun en iyi kitap : *Papalagi / Göğü delen adam *Kürk Mantolu Madonna
2009'da başına gelen en ilginç olay : işte buna cevap veremedim :( Pelin in ise nerdeyse kafasına kedi düşüyormuş . işte bu yalnızca Pelin'in başıan gelebilir :)
Ama şimdi düşünüyorum da ilginç değil belki ama bu sene başıma gelen en iyi şey Oliver'la tanışmam oldu . Onun hikayesini de yazıcam .
Michael Jackson ın öldüğü sene benim Madonna konserine gidebilmiş olmam da 2009'la hatırlanacak bundan sonra .
Ve hayatımın en güzel şehrini gördüm ; Bruges !
Hep iyi şeyler yoktu tabi ki , hayatımda hiç bir sene bu kadar fazla 'keşke' dememiştim .
2010 ! lütfen güzel ol !


edit (2011): hayatımın en güzel yılı 2010 ' du :)

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...