Skip to main content

yatmadan önce ece

kitaplar büyür .. bilir misiniz bilmem ki. rafta durdukları yer de değil tabi ki , okundukça büyürler , şişerler sanki . sanki o yapraklar , yapraktaki harfler gitgide olgunlaşır okundukça , ve sayfalar kararır . işte bunu bilirsiniz eminim. kitapta kaldığımız sayfayı kararan bölüme bakarak anlayabiliriz mesela eğer araya iliştirecek bir ayracımız yoksa. o değil de diyorum ya büyüyor kitaplar diye , her biri de büyümez ama . bazıları tertemiz kalır . bu demektir ki , içine girememişsiniz o kitabın , ya da o sizin içinize girememiş. uzuun ve sıkıcı pazar günü bitmeden önce kapanışı Ece Temelkuran la yapıyım dedim , 'içerden' kitabından beni kendime getirecek bir yazı okumak istedim . Doğru cümleyi yakalayamasam da bu gece , başka bir şey oldu , işte kitabın büyüdüğünü farkettim . Okundukça büyüdü demek ki ve karardı. İmzalı kitabım ' iç meselelerini içte bırakalım' . öyle dedi bana ece , ben ona 'içindeki cinai çocuğun neleri öldürdüğünü' sorduğum zaman . Doğrudur . Belki de en doğrusudur içerde bırakmak .

Bu aralar tüm çıkmazlardan şu cevapla kurtuluyorum : hayattan ne istediğine bağlı :)

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…