Skip to main content

killin'me softly

"goodbye, no use leading with our chins, this is where our story
ends,
never lovers ever friends.
goodbye, let our hearts call it a day, but before you walk away,
i sincerely want to say."

1997 yapımı 'u turn' adlı filmi izlediğimden beri dinlediğim şarkılardan biri üstten yazan 'i wish you love' Gloria Lynn . Diğeri de Peggy Lee den 'its a good day' ..

ve ben bi bayram sabahında evde - evimde yalnız oturmaktayım .. 'bayram' olduğu için değil de , aile üyelerinin hepsi biraradayken benim (evin en küçüğü) uzak olmam üzdü sanırım biraz ,beni .
. tatilde neden burda kaldım gibi sorular mümkün : tezimle uğraşmak ve kendime yeni bir ulaşmak zorundayım .

Bu arada çarşamba gecesi karaoke ye katılan ben deniz , ibrahim aşar la düet yaptım , artık gözüm açık gitmem :) ama tabi sesimi ona uydurmak zordu , kötü oldu o nedenle. ama sesimin güzel olduğunu iddia ettiğimden kulis te de erhan a ve diğerlerine (adlarını bilmiyorum) şarkı söyleyip nasıl güzel di mi , nasıl doğru söyle diyerek baskı yaptım . sonunda erhan itiraf etti : güzel ! :)) bu arada *killing me softly i söyledik .

ve gün gelir . biri sizi şöyle bi silkeler , ve aslında bi rüyanın içinde yaşadığını size hatırlatır . " bunların hepsi bi hayal , kafanda kuruyorsun ve onu yaşıyorsun , bunu yapma demiyorum sana , istediğin kadar devam edebilirsin , istediğin yerde bırakabilirsin , sadece farkında ol !"

Fonda 'u turn' soundtrackleri ..

Elimdeki kitap , (aslında Vedat Türkali - Yalancı Tanıklar Kahvesi ni okuyorum ama araya başka bir kitap soktum) Newyork seyir defteri - Buket Uzuner ..

---Kitaptan ---

*Mario Levi – Bi şehre gidememek (kitap)

*Şehir – Kavafis (şiir)

*Cat stevens – Father and son

-Gitmek , göze alabilmektir. Gitmek tehlikedir. Gitmek , merak etmektir, riski göze alabilmektir. Gitmek radikal bir değişim cesaretidir. Gitmek , kaçmak değildir. Gitmek ve kaçmak birbirine asla benzemeyen iki harekettir. Sf 23

-Gitmek lineer bir yolculuksa , dönmek olası mı?

*Bagel (beygil ) : Yahudi simidi

*Manhattan – Barnes ve Noble (kitapçı)

*Iowa Universitesi – Uluslar arası Edebiyat Programı (IWP)




Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…