Skip to main content

Posts

Showing posts from November, 2009

kavafis

tahminen 130 yıl önce yazılmış bi şiir ... yazılan elin kemiklerinden eser kalmamış bi günde .. zihnimde .. yol gösteriyor bana ..

(...)Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

killin'me softly

"goodbye, no use leading with our chins, this is where our story
ends,
never lovers ever friends.
goodbye, let our hearts call it a day, but before you walk away,
i sincerely want to say."

1997 yapımı 'u turn' adlı filmi izlediğimden beri dinlediğim şarkılardan biri üstten yazan 'i wish you love' Gloria Lynn . Diğeri de Peggy Lee den 'its a good day' ..

ve ben bi bayram sabahında evde - evimde yalnız oturmaktayım .. 'bayram' olduğu için değil de , aile üyelerinin hepsi biraradayken benim (evin en küçüğü) uzak olmam üzdü sanırım biraz ,beni .
. tatilde neden burda kaldım gibi sorular mümkün : tezimle uğraşmak ve kendime yeni bir ulaşmak zorundayım .

Bu arada çarşamba gecesi karaoke ye katılan ben deniz , ibrahim aşar la düet yaptım , artık gözüm açık gitmem :) ama tabi sesimi ona uydurmak zordu , kötü oldu o nedenle. ama sesimin güzel olduğunu iddia ettiğimden kulis te de erhan a ve diğerlerine (adlarını bilmiyorum) şarkı söyleyip nasıl güzel di mi…
Nerden okudum , ya da duydum hatırlamıyorum ama .. en sevdiğim laftır "elinde çiçeklerle gidip gidip duvara çarpmak" ..

ve hayat duvara çarpmanla değil , elindeki çiçeklerle ilgileniyor ..

(not ) Stand by me

gidenlerin şerefine- inadına 'Stand by me' söyler mi insan bağıra bağıra :)

The Fugess & Lauryn Hill

ve ben çok seviyorum duvara bir şey fırlatmayı .. bayılıyorum camın tuzla buz olmasına .. sanıyorum ki hayallerimde o cam parçaları gibi dağılacak dört bir yana .

p(ost)s(cript). ayrıca bugünlerde '... 'da domuz gribi olmuş ' , ' maaşlar yatmış mı baktın mı?' , ' bu sene bitince ne yapıcaz ?' repliklerinden çok sıkıldım .

La Boheme

Odamdayım .
Masamda oturuyorum . tabiki üstünde değil .
Karşımda dizili kitaplar ; en üstte the personelity of animals , altında düşünen hayvanlar , onun altında ters duran Nazi İmparatorluğu (!) , onun altında Richard Dawkins den Kör Saatçi , onun altında Charles Darwin insan ve hayvanlarda beden dili.. onun altında .. göremiyorum laptop ın kapağından ötürü. Yanında üzerine yeni damgalar bekleyen yeşil pasaport . Öbür yanında çerçeve de benim resmim , önünde annemin resmi . benziyoruz . ne güzel . annemin resmini ben sanmalarını çok seviyorum :)
Kulağımda Charles Aznavour , La boheme . Acaba hayatım boyunca hiç Fransa ya gidebilecek miyim diye hayal kurabiliyorum ayın on altısı olmasına rağmen maaşımın yatmadığı ve cebim de beş kuruşun kalmadığı şu günde bile .

Görüntü bulanıklaşır .. eteği kabarık , kolları fırfırlı , sırtı ipli , pembe bir elbise giyip saçıma takarım çiçeğimi , elimde dirseğime kadar eldivenler , saçlarım omzumda , tıpkı eski zamanlardaki kadınlar gibi ..öylesine yürür…

room 11

Hiç bir Paul Auster kitabı gibi bu kitapta sıradan ve tekdüze bitemezdi , son sayfa da olsa bir şeyler olmalıydı , konu düğümlenmeden önce hikayenin polisiye tarafı ağır basmalı , kitabın başından beri tahmin ettiğimiz şey ( eğer edebildiysek) çıkmamalı , konu 180. derece dönmeliydi . Ve sıkı bir Paul Auster okuru bunu bilmeliydi. Yine öyle oldu . Kitabın sonuna doğru konu derinleşti , derinleşti .. sonra yavaş yavaş sona bıraktığımız nefesi kullanarak çıktık suyun üstüne .. yani kitabın sonlarında nefesimizi tuttuk , ama tuttuğumuza değdi .. Paul Auster da tek sevmediğim nokta , alıntı yapamıyorum , ya da alıntı yapacak çok az şey oluyor .. (Leviathan - Ayşe B.'den )

Festivalde ki görevime gitmeden önce , yani dün , yani saat öğleden sonra 2 sularında , tramvay durağı dolaylarında bir cafe de bişeyler atıştırdım , yanında Leviathan , daha doğrusu yanımda Leviathan . Zaten bu kitabı dizi film gibi okudum ben , en heyecanlı yerinde kapadım başka yere gittim , sonra devam ettim , son…

:)

Radyoda program arası takılırken pardon tıkınırken ..

Osman - ne yiyorsun sen ?
ben- mandalina
Osman - mandalina zor bir kelime
ben- A'dan i' ye geçmek zor ondan .. A- İ
aa eşekler direk söylüyor :)

Bardak ?

Gözde - (...) işte bardağın dolu tarafını görmek budur !
Ben - Ya bardak tamamen boşsa gözde ? elimizden hiç bir şey gelmez .
Gözde - Ama tamamen boş olan bardağı dolu sanmak en büyük salaklıktır !
Ben - haklısın .. ama en azından bir bardağımız var :)

Karanlıkta Caz *

Her salı akrep yelkovan ve ben gece saat 12 de Radyo A ' da buluşuyoruz ...
Jazzdan konuşuyoruz ...
Bekleriz :)


http://www.karanliktacaz.blogspot.com/

www.radyoa.anadolu.edu.tr adresinden 101.7 Radyo A yı dinleyebilirsiniz..