Skip to main content

i am no !

i am no superman !!

bugünlerde dinlenilesi bir şarkı kendisi ki o yüzden dinliyorum sık sık ! kendimi süpermen olmadığıma inandırmak için değil pek tabi !
bi yerde mi okumuştum , yoksa izlemiş miydim , ya da biri mi bahsetti belki de sadece düşündüm bilemiyorum ama keşke insanların duyguları görülebiliyor olsaydı .. yani böyle yolda yürürken yanınızdan geçen kadın başka bir kadına karşı duyduğu kıskançlığ koltuğunun altına sıkıştırmış öyle yürüyor olsaydı . Balık tutan bir amcanın misinaya takılan balıkla birlikte heyecanı belirseydi omuzlarının üstünde .. Arada bir eve gittiğimizde , odamız olarak kullandığımız ama gitgide yabancılaştığımız yerde aile sevgisi birikseydi görünürde .. kalpler üstüste . yolculuğa çıkarken evde bıraksaydık geçmişten kalan duyguları mesela , ya da taşıyabileceğimizi kadar alsaydık .. ki zaten sadece iki elimiz var .. pek tabi omzumuzda taşıyoruz yüklerimizi .. işte o külçeleri de görebilseydik , kimin ne kadar yükü var sırtında bilseydik ..
işte görünür olsaydı , o zaman kimse bana 'bugün daha iyi görünüyorsun ' demezdi , zira saklayamazdım duygularımı..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…