Skip to main content

We must love her




Tarih:18 Ağustos 2009
Yer : Munich Olimpik Stadyum

veee Madonna :) herşeyden önce kendisi hakkında ilk yorumum şöyle oldu 'karı manyak ! ' :) şaka bir yana kendisine karşı saygım arttı..

set list şöyle idi :

Intro/Candy Shop
Beat Goes On
Human Nature
Vogue
Video Interlude - Die Another Day
Into The Groove
Heartbeat
Borderline
She’s Not Me
Music
Video Interlude - Rain/Here Comes The Rain Again
Devil Wouldn’t Recognize You
Spanish Lesson
Miles Away
La Isla Bonita/Lela Pala Tute
Doli Doli (Live interlude - Romanian folk song)
You Must Love Me
Video Interlude - Get Stupid (About saving the planet)
4 Minutes
Like A Prayer
Ray Of Light
Hung Up
Give It To Me (Finale)


Ben acaba sahnenin neresinden uçarak gelecek falan diye düşünürken kendisi gayet sahnenin ortasında sandalye de oturmaktaydı konser başladığında . Candy shop ! ile başlayan konserde genelde şarkılar remixti , ses sisteminden dolayı mı yoksa Madonna nın kendisinden dolayı mı anlayamadım ama ses çok güçlüydü. Bazı şarkılarda (bknz . La isla Bonita ) Gypsy de eşilk etti Madonna ya ve show çok renkli ve eğlenceli bir hal aldı ..



Hip-noz

Konsere geldik , amaç nedir eğlenmek dans etmek , eşlik etmek .. ama biz -biz derken bütün stadyum - ilk beş şarkı falan hipnoz konumunda show a odaklandık . Belgesel tadına geçen konserde şahsen pek dans ettiğimi hatırlamıyırum .

She is Not me şarkısında manken taklidi yapan 3 kadını alaşağı etti , yani megolomanlık üst seviyedeydi (ki kendisinin böyle bir hakkı olduğunu düşünüyorum :)

Beni en çok etkileyen şarkı 'you must love me 'oldu . En çok bilinen şarkısı olduğundan herhalde Like a prayer çok coşkulu geçti. Get stupid de ekranlarda ulke baskanlarının ve savaşların görüntüleri yer aldı . Hitler , Bush , Obama , Ahmedinecad, Kennedy.. aklımda kalanlar .. ve şarkı sonunda şöyle yazdı ...........THE PLANET NEEDS YOU !

Kapanış ... give it to me !


Sahnede bir an durmayan Madonna nın yaşından şüphe etmeye başladım doğrusu .. bir ara ip atlayarak şarkı söyledi , yüksek topukları da unutmamak lazım.. Bavyera doğumlu BMW tabi ki bir ara sahnede kendini gösterdi ..

Gözde nin dediğine göre Madonna görmüş insan kategorisine yükseldim :)) şimdi radyoda anlatacak çok şeyim var Madonna hakkında .. insan kendine sormadan edemiyor , nedir bu olayı bu kadar coşkulu kılan , bu kadın ne yapıyor da milyonlar konserine geliyor ?? cevabı yine Madonna veriyor........................................MUSIC MAKES THE PEOPLE COME TOGETHER !!

Comments

star starcrazy said…
harikaydı gerçekten. özellikle gypsy kısmı ve lela pala tute'de kendini kaybetmeyecek insan tanımıyorum :)

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…