Saturday, August 8, 2009

Ten ten in ve Şirinlerin ülkesi Belçika ..

Sınırı ne zaman geçtiğimizi bile farketmeden ben , geldik Brüksel ' e.. amaç EU binalarına gitmek . Yani programın amacı o ama benim değil (di). 26 bayrak önünde toplu fotoğraf çekildik , sonra 'visitor' bize EU dan bahsetti. Sorular 'Türkiye' üstünde döndü . 'visitor' hiç çekinmeden ülkenin dininin de EU 'ya girişini engellediğini söyledi.Sevdiğim tek nokta parlamentonun herkese açık olmasıydı , istediğiniz bir gün gidip dinleyebiliyorsunuz , bizimkilere inat , burada yönetişim (yönetim-iletişim) var . Neyse bu konu pek bir sıkıcı ..
Ama Brüksel de öyle ..

Bir çok tarihi bina var şehirde , yürüme mesafesinde .. ama bakımsız sokaklar baskın geliyor insanın psikolojisi üstünde .. Hiç beklemediğiniz bir anda burnunuza kötü bir koku geliyor .. garip şey doğrusu .. Ve çok fazla göçmen var, yerlisini gördük mü emin değilim ama Belçika da 3 dil konuşuluyor; Fransızca , Almanca , Flemenkçe .. genelde herşey fransızca ve almanca yazıyor . Bir insanın 3 ünü birden bilmesineyse gerek yok :)

Ama Bruge çok güzel bir yer .. gitmelisin görmelisin :) masallardan kalma sanki , etrafta at arabaları , tarihi binalar , heykeller , arnavut kaldırım yollar , sokak çalgıcıları , beyaz adam :) beyaz adamın hilkayesini ayrıca yazıcam :)

Brüge .. güzeldi.. :)

Akşam yemeği için hazırlanırken karar verme aşamasında şöyle dedim kendime ' Deniz , 25 yaşındasın , ilk kez Brüksel de bir akşam yemeği yiyeceksin , Micky Mouse tshirt ü ile çıkmamalısın ' :) sonuçta elbisem ve saçımda çiçeğimle geçirdim ilk Brüksel gecemi ..

Sabaha karşı otele geldiğimde , yatağımın önündeki kocaman pencereden turuncu bir gökyüzü görülüyordu , şehir uyuyordu desem .. yalan olur .. zira şehir hala uyanıktı , ve sıkıntılı .. sıkıntının rengi gökyüzüyle karışınca lacivert olmuş turuncu .. her uyurgezerlik sorunu olan insan gibi ben de pencerenin önüne masayı çektim ve bir sonraki Brüksel için uykuya daldım :)

Şehirde çok fazla heykel var ve genelde insan figürü , ve heykellerin kafası da kuşların konması için çok müsait .. ama ben deniz nedense böyle düşünmedim :) onları da heykellerin bir parçası sanarak kendi kendime ' tüm heykellerin kafasında Kuş var heralde bu ulke kuşları ile ünlü' dedim :) bu da bir bakış açısı tabi , hayal gücü mü demeliydim ?

Ten ten ve Şirinlerin ülkesi Belçika 'ya son noktayı koyansa durakta bekleyen amca oldu , elimde ki milk shake kutusunu atmak için çöp bulamadığımdan şikayet eden ben ilk gördüğüm çöpe yönelmişken , amcanın biri Fransızca bir şeyler söyledi .. anlamadım pek tabi .. kısa ibir iletişimsizlik sürecinden sonra milkshake imi amcaya verdim 'mersi' dedi ve içti.. gördüğüm onca güzelliğin üstünü amcanın hüznü kapladı ..
dip not:
... Rene Magritte nin müzesine gidemedim :/
... eskiz defterimi getirmediğime pişman oldum :/

**yolculuk şarkısı nıı nı nı nı nı nınııııı :) La vi en rose- e. piaf

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...