Skip to main content

wrong- depeche mode

herşeyi doğru yapmak lazım geliyor artık .. gönlünce yanlış yapamazsın . çünkü neymiş? çevrendekiler senin yanlışlarından etkileniyorlarmış .. sonra daha fazlası sana tepki olarak geri dönüyormuş ..
yanlış arkadaşlar da seçmemelisin .. kaç yaşında olursan ol .. kimseye de güvenme ! kaç tane iyilik yapmış olursa olsun .. erkekten arkadaş olur mu canım daha neler ? istesende olamazsın en yakınındaki bile bu duruma paparazzi gibi yaklaşıyorken.. o zaten baştan yanlış arkadaş..
yanlış bölümde seçemezsin .. ne alakası var canım .. önüne koymadılar mı senin 'üniversitedeki tüm bölümleri gösteren kitapçığı' seçseydin ordan en güzelini ! en çok para kazanacağın bir tanesini .. ne alakası var canım sevmekle falan .. kim yaptığı işi seviyor ki artık ! ya da kim kendi işini yapıyor ki artık ! ergenlik çağındasın falan ama hikaye bunlar .. vücudunda dolaşan hormonların beynini ve seni nasıl yönlendirdiği kimsenin umrunda değil ! insanların umrunda olan tek şey doğru seçim yapmış olman .. bir de 4 sene önce yaptığın doğru seçim 4 sene sonra artık yanlış olabilir .. bunu da görmeliydin dört sene öncesinde.. süpermensin ya sen .. yaparsın .. yapamazsan birikir .. sen de değil belki ama başka birinde .. sonra kızgınlık anında dökülür tüm sözler birden bire.. neye uğradığını şaşırırsın .. neler birikmiş meğer.. bir sürü 'keşke ' bir o kadar 'ben sana demiştim'ler ' ..
yanlış eş de seçmemelisin kendine .. yanlış ev de.. yoksa bir gün kusar biri yüzüne tüm bunları bir bir.. şüphe etmeye başlarsın artık kendinden bile ..

ps. 'suluboya' fotoğrafı için Başak 'a teşekkürler..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…