Friday, July 24, 2009

finally in Gießen ..

... kuşların çarpmaması için cama kuş resmi stickeri yapıştırılan ama aynı zamanda güvercinlerin konmaması için çatılara diken benzeri demirler konulan bir şehirdeyim .. bu ilk çelişki. . ama bu benden çok kuşları ilgilendiriyor :) benim asıl kafayı taktığım şeyse nasıl oluyorda bu insanlar tüm kurallara uyuyorlar ama yine de "punctual" olabiliyorlar. Bilerek ingilizce yazdım , çünkü 'dakik' kelimesi türkçe de anlamını yitirmiş gibi oluyor burdaki insanları tanıyınca .. ama bu durum ben de iyi şeyler hissettirmedi ..

Kurallara uymak pahasına robotlaşmış insanlar görmek isterseniz buraya ya da belki de ALmanya nın herhangi bir yerine gelebilirsiniz. Kurallara uymak pahasına hoşgörüyü evde bırakmış insanlar topluluğu diyebilirim almanlar için .. en azından tanıdığım almanlar için ..

aslında buraya geldiğimden beri yazacak bir çok şey oldu , bir çok anı ve deneyim .. ama sanırım en yoğun ve garip duyguyu bugün hissettim . Avustralya lı arkadaşla daha doğrusu onun ablasıyla konuştuk 'gallippoli' hakkında .. her ne kadar ismini unutmuş ve ben hatırlatmış olsamda Atatürk ten çok güzel bahsetti.. kaç kişinin öldüğünü hatırlayamadığımız bir savaş üzerine konuşmak , önceden savaşmış iki milletin insanları olup aynı masada kahve içmek bizi duygulandırdı , şahsen benim gözlerim doldu :)

ve bir de buralarda hissettiğim en yoğun duygu 'insan kendinden kaçamıyormuş' oldu..

Wednesday, July 15, 2009

wrong- depeche mode

herşeyi doğru yapmak lazım geliyor artık .. gönlünce yanlış yapamazsın . çünkü neymiş? çevrendekiler senin yanlışlarından etkileniyorlarmış .. sonra daha fazlası sana tepki olarak geri dönüyormuş ..
yanlış arkadaşlar da seçmemelisin .. kaç yaşında olursan ol .. kimseye de güvenme ! kaç tane iyilik yapmış olursa olsun .. erkekten arkadaş olur mu canım daha neler ? istesende olamazsın en yakınındaki bile bu duruma paparazzi gibi yaklaşıyorken.. o zaten baştan yanlış arkadaş..
yanlış bölümde seçemezsin .. ne alakası var canım .. önüne koymadılar mı senin 'üniversitedeki tüm bölümleri gösteren kitapçığı' seçseydin ordan en güzelini ! en çok para kazanacağın bir tanesini .. ne alakası var canım sevmekle falan .. kim yaptığı işi seviyor ki artık ! ya da kim kendi işini yapıyor ki artık ! ergenlik çağındasın falan ama hikaye bunlar .. vücudunda dolaşan hormonların beynini ve seni nasıl yönlendirdiği kimsenin umrunda değil ! insanların umrunda olan tek şey doğru seçim yapmış olman .. bir de 4 sene önce yaptığın doğru seçim 4 sene sonra artık yanlış olabilir .. bunu da görmeliydin dört sene öncesinde.. süpermensin ya sen .. yaparsın .. yapamazsan birikir .. sen de değil belki ama başka birinde .. sonra kızgınlık anında dökülür tüm sözler birden bire.. neye uğradığını şaşırırsın .. neler birikmiş meğer.. bir sürü 'keşke ' bir o kadar 'ben sana demiştim'ler ' ..
yanlış eş de seçmemelisin kendine .. yanlış ev de.. yoksa bir gün kusar biri yüzüne tüm bunları bir bir.. şüphe etmeye başlarsın artık kendinden bile ..

ps. 'suluboya' fotoğrafı için Başak 'a teşekkürler..

Wednesday, July 8, 2009

olayvanaseydedgerivanagedibaadaas...


Uzun zaman oldu .. yazmayalı .. o yüzden çok cümle birikti ..kedilerden başlayabilirim .. (Orhan bu fotoğraf ondan :) son zamanlarda kedilerle aramda garip bir bağ oluştu .. tartışılmaz bir hayvanseverim ki zaten hayvan sevmeyenleri de sevmem .. ama kediler başkadır .. en başta kibirlidir.. geçen gün bir cafe de oturuyorum .. önümden ana cadde geçiyor .. yolun ilerisinde bir kedi göründü .. ve beni tanıyormuşcasına pıt pıt pıt yanıma geldi.. yaklaşınca anladım ki 'yarası var' ve hala kanıyor çok taze.. ayağını araba ezmiş .. diyor ki "nasıl bir dünya burası , yardım edecek kimse yok mu bana?" "bir peçete bile yok yanımda" dedim .. bağırdı durdu .. içimi burktu .. elinden kanlar akıyor hala .. hiç bir şey yapamadım .. bi sonraki gün yavru bir kedi gördüm .. bakkalın önünde.. bakkala sordum "kedi aç mı?" "ne biliyim ? " gibisine tersledi.. ne biliyim belki insanlığın tutmuşturda şu buzdolabında anlamsızca duran ve satılmayı bekleyen sütlerden birine kıyıp kediye vermişsindir.. aldım bir süt ve ekmek .. kaldırıma döktüm içsin diye .. oturdum yanına .. izlemeye koyuldum .. lıkır lıkır .. dünkünün vicdan azabını mı üstümden atmaya çalışıyorum ne? ne yani bu kedi süt içince diğerinin kanı mı duruyor .. değil elbette ama içerde bi yerlerde rahatlattım kendimi belki de sadece kandırdım ..
tatilden döndüm bu arada , hiç belli etmiyorum değil mi.. anlatacak ne güneş var ne deniz ne kum .. pek bir şey anlatasım yok tatilden .. radyodayım şimdi... seviyorum ben burayı ! bu tatilde bunu anladım .. alışmışım .. müziğe .. radyoya .. mikrofona .. programım 6 da idi.. bense sabah erkenden kalktım .. kiraladığım filmin devamını izledim. güz sancısı .. türkiye nin geçmişinden bahseden filmler arasına yeni girdi kendisi .. renkleri çok güzel .. tomris yönetmeni.. ağlamamak için zor tuttum kendimi önce.. sonra dedim kendime neden tutuyorsun ki? .. yanında biri olsa hadi neyse ;ki öylesi bile saçma iken sen şimdi neden tutuyorsun kendini " to remain unbreak doesnt make us a whole " .. bıraktım kendimi .. ağladım .. ne çok tutuyorum kendimi .. gitmemeliyim , söylememeliyim , aramamalıyım , ağlamamalıyım .. kendi olmaktan çıkar insan .. sonuçta ağladım , zaten ağlamamak için duygusuz olmak lazım , baş kahraman ölmüş , ve hatta yaşanılan olay gerçekte de yaşanmış , ağlarım tabi.. film bu ya diyemeyiz .. çünkü gerçeğin ta kendisi ..
bi arada woody allen filmleri seyrettim.. merak edip kitabını aldım 'yan etkiler' . ekşiden okudum neler yazmışlar falan filan .. hatta o gece michael jackson hakkında söylediği sözü okuyup gülmüştüm .. 'mj fakir zenci bir erkek olarak doğdu , zengin beyaz bir kadın olarak ölecek' .. ve sabah öğrendim ki mj ölmüş.. ölemez dedim .. ölmüş ama dediler.. hiç ölmeyecekmiş gibi geliyordu oysa .. süper kahramanlar misali .. batman , spiderman , mj .. olayvanaseydedgerivanagedibaadaas .. şarkı sözü bu .. çocukken , ingilizcenin i ' sini bilmezken ezberledik bi mj nın bu şarkısını .. olayvanaseydedgerivanagedibaadaas... ölemez..
mavi karanlığı okuyorum şimdi .. zamanında çok aramıştım da baskısı yoktu artık o nedenle bulamamıştım .. geçenlerde girdiğim sahafta iki tane yanyana durmaktaydı .. benden bekleneni yapıp ikisini de aldım .. şimdi artık sonlarına yaklaştım .. iyice gerildim ki biliyorum her vedat türkali kitabı gibi bunun da bombası sonda patlayacak .. bir gün tek başına da olduğu kadar ağlar mıyım acaba diye düşünmedim değil.. o adamın üslubunu çok seviyorum .. yazıyor .. kendine has.. kimse de görmedim o tekniği .. diyalog da mesela bir cümle yazıyor gerisi düşünce .. normal hayatta öyle değil mi.. içimizden neler geçiyor .. işte o geçenleri yazıyor her defasında .. öğreniyorsun yani adamın içini dışını .. nergisi , özgürü,korhanı .. o kediyle karşılaştığım günün akşamında kitapta da aynı şey oldu .. kedinin biri .. ayağı ezilmiş.. kanıyor .. pıt pıt pıt nergisin yanına geliyor ..
haftaya cuma almanya ya gidiyorum .. bir şeyin ilkini yaşamak nasıl bir duyguysa .. benim hissettiğimde onun biraz daha yoğunu ve artı güvensizlik duygusu.. sonuçta bir başka memleket :) 'hayat yolu'mu ben mi çiziyorum .. yoksa birileri çizmişde ben yürüyor muyum .. ayrımsayamıyorum bu aralar.. hayatın estireceği rüzgarların yönü belli olmadığından hazırlıksız yakalanıyorsun herseferinde .. öldürmezse güçlendirirmiş.. kısmen doğru da.. ya senden aldıkları ? eksilenler? negatifleşenler? hiç unutmamacasına aklına işlenenler .. evet tüm bunları omuzlarında taşıyabilmen için daha güçlü olmak zorunda olduğun kesin ..
iyi değil miyim ? yok canım daha neler..
ve bir teşekkür Orhan Okay' a ..'pencereden bakan kedi ' fotoğrafı için ..

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...