Skip to main content

ışıkları kapatalım

Keşke içimizden geçen cümleler bazen alt -yazı gibi de geçse .. ya da köşede bi yer de birileri bizim düşündüklerimizi işaret diliyle anlatsa ..spontan çeviren olsa dilimizden dökülenleri türkçe kelimeleri türkçe açıklasa .. bir bakış yetse mesela içerde olup bitenleri ve hatta bitmeyenleri anlatmaya ..
konuşmak bazen hiç bir şey ifade etmese bile sabahlara kadar konuşsak mesela birileri de dinlese .. hepsinin amacı daha iyi anlaşılmaksa eğer ve sonuçta kimse anlamıyorsa kapasak içimizdeki ışıkları da kimse bizi görmese ..

gölgemin uzadığı zaman dilimlerinde seni özlemek şu aralar en sık yaptığım şeylerden biri .. sense..

'usta' filminin tortusu kaldı zihnimde .. 'insan inandığı şeyden vazgeçer mi hiç?' .. geçer ! demiş başrolü oynayan yetkin dikinciler filmin galasında .. ve kendisi şöyle yazdı konuk defterimize '.. çünkü herkes elinden geleni yaparsa gerçek olur hayaller.' bugünlerde hayallerini gerçekleştirmek için gücü kalan birilerini görmek güzel olurdu .. ne güzel olurdu..

Comments

adsoy said…
inanmak işte bütün mesele bu!

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…