Skip to main content

...




Ev arkdaşlarım gitti ama ben gidemiyorum , yalnızım . Durumumu anlatabilmek için daha fazla cümleye ihtiyacım yok aslında, ama belki hislerimden de bahsedebilirim . İşte bunun için bi kaç anı , benzetme ve mübalağa ya ihtiyacım olabilir.
Ben ce hiç iç açıcı bir durum değil benim yalnız yaşamam , hep melankolik olurum böyle olursa .. Daha yalnızlığın üçüncü gününde Orhan Veli iyi andım ;

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret
Bilmezler .

Yurtta bile iki kişilik odalar varken , 4 kişilik odayı seçmiştim .Sonrasında 4 kişilik bu eve çıktım ve 5 kişi yaşadığım bile oldu . Ama hiç böyle olmamıştı. Yalnızlığı severim derdim ama benim bahsettiğim böylesi bir yalnızlık değildi. Ya hasta olursam? telefonum kapanır okula geç kalırsam? uyurgezerliğim tutarsa? .. o değil de hep uyumadan önce 'bu gece kabus görmesem bari 'diyorum . Çünkü gecenin bi saati uyanıp, karanlıkta koca evde yalnız olduğunu bilmek pek iyi hissettirmiyor.
*
Ama insan herşeye alışıyor , buna da alışırım gibi geliyor ..
*
Müzik editörümüzün her zaman dediği gibi , güzel anılar biriktirmek lazım , yalnızken bile :)

p.s. Kinyas ve Kayra yı 70. syf dan sonra bıraktım çünkü anladım ki o kitap beni depresyona sürükler , ve kendimi bu ara bi kitabın getirdiklerine karşı koyacak güçte hissetmiyorum . Kafka okusam daha iyi , 'Babaya Mektup '..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…