Skip to main content

Posts

Showing posts from February, 2009

Fark yaratmak ..

Fark yaratmak , herkes gibi yapmamakla mümkündü. Herkesin sustuğu yerde konuşmak . Büküldüğü yerde dikilmek, kazandığı yerde kaybetmek .. Bana her daim kendimi güçlü hissettiren bu cümle Mine G. Kırıkkanat'a ait . ( Madame Figaro - Mart 2006) Yine birikintilierimi karıştırırken çıkıp geldi gözümün önüne , ve okuttu kendini. Son yazısında Darwin'den bahsetmiş o da , 200. yaşında Darwin , bu artık Darwin in teorisini okuyup anlamak için iyi bi neden değil mi? yani en azından bugüne kadar merak edip okumamışlar için ..
Agnostiğim ben , aynı Darwin gibi. Sorgulamaktan yanayım yani , hem de her şeyi.
Güzel ve çok zorlamayan bi kitap okumak isterseniz şu sıralar , Mine 'den Sinek Sarayı olabilir, aklınızda olsun .
Tracy Chapman dan Behind The Wall çalsın istiyorum , o sırada Mine Kırıkkanat la bir bardak kahve içip sohbet ediyim bende .. Bir de upuzun sarılıp doğum gününü kutlamak isterdim dün. Ama bi süredir yaklaşma yasağı var sana . Ve biliyorum ki geçen seneler seni mutlu…

?

Bir ülke neden askeri ve polisi varken , hatta ordusuyla 'dünyanın en iyi ordusu' şeklinde övünürken başka güvenlik birimlerine ihtiyaç duyar ? (bknz. FBI, CIA) ve neden bu birlikler hiç bir zaman dayanışma içinde olmaz , CIA FBI dan bilgi saklar , FBI orduya karşıdır? ve bir ülke neden kalkıp bu vahim durumu sinema filmi yapıp herkese gösterir? (bknz. The Siege)

Fell in 'love'

Anladım ki istediğiniz her filmi mutlu sonla bitirebilirsiniz :) Örneğin City Of Angels ı daha önce izlemiştim . Hep kötü sonla biterdi . Ama bu kez 70. dk da bitirdim filmi dolayısıyla --> MUTLU SON. :)
Daha önce fark etmemişim , bu film bana başka bir şeyi daha farkettirdi ; filmde geçen diyalog ;
-i fell
-did you fall from train ?
-i fell in love ...

çok güçlü bir metaformuş meğer 'aşka düşmek '

.. Meg Ryan arşivimin sonuna geldim. Hiç biri tam olarak mutlu da etmiyor , üzmüyor da garip. Sanki Meg Ryan her zaman ya ilk sefer doğru adamla karşılaşıyor , ya da ikinci sefer karşılaştığı doğru ada için ilkinden 'kötü olmayan bir şekilide' ayrılıyor . Ama biliyorum hayat Meg Ryan filmleri gibi değil , hatta Meg Ryan ın kendi hayatı bile .. Ama yine de French Kiss te ki boynundaki kolyeyi gösterip acayip bir sesle 'like this' dediği anda , Hangin'up ta ablasının koca köpeğine bakması gereken zamanlarda çok gülerken , Sleepless in Seattle , In the land of a Woma…

Wittgenstein öğretisi

Birbirimize benzemek zorunda olmadığımız için kimseye benzemek zorunda değilim işte sırf bu yüzden 'herkes yapıyor ama ..' ' herkes giyiyor ama.. ' 'kimse bişey demiyor ama ..' gibi savunmalara gülmüşüm ve hiç de kendimi bu şekilde savunmamışımdır. Benim oyunumda benim kurallarım geçerlidir , seninkinde senin kuralların , ama biz kalkıp iki kişilik bir oyunda diğerlerinin kuralların kullanırsak işte orda mücadeleden vazgeçip 'bırakırız' olan biteni..
İşte tam da burda yani benim kelimelerimin yetmediği yerde bir filozof imdadıma yetişiyor ," Wittgenstein’e göre, insanı yanlışa sürükleyen şey, onun sözcüklerin bir oyunda nasıl kullanıldıklarına bakarak, aynı sözcüklerin başka bir oyunda da aynı şekilde kullanılacağını düşünmesidir. O, birinci oyunun kurallarının ikinci oyunda da aynen geçerli olduğunu düşünür ve böylelikle de çıkmaza girer. . Bu konuda açıklığa varmanın yolu, Wittgenstein’e göre, dili doğal çerçevesi içinde ele almak ve insanların…

post-it 6

Bardağın boş tarafı dolu tarafı muhabbeti vardır ya bilirsiniz , boş tarafına baksanız karamsar dolu tarafına baksanız polyanna olursunuz , yani öyler derler. Ve aynı duruma 'bardak olması gerekenden iki kat büyük olabilir' şeklinde cevap verirseniz de gayet esprili bir insan olarak görülürsünüz . Ama aslında şöyle yapmalıyız , her daim dolu tarafa da baksak , boş taraflada ilgilenmek zorundayız .

...

Ev arkdaşlarım gitti ama ben gidemiyorum , yalnızım . Durumumu anlatabilmek için daha fazla cümleye ihtiyacım yok aslında, ama belki hislerimden de bahsedebilirim . İşte bunun için bi kaç anı , benzetme ve mübalağa ya ihtiyacım olabilir.
Ben ce hiç iç açıcı bir durum değil benim yalnız yaşamam , hep melankolik olurum böyle olursa .. Daha yalnızlığın üçüncü gününde Orhan Veli iyi andım ;

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret
Bilmezler .

Yurtta bile iki kişilik odalar varken , 4 kişilik odayı seçmiştim .Sonrasında 4 kişilik bu eve çıktım ve 5 kişi yaşadığım bile oldu . Ama hiç böyle olmamıştı. Yalnızlığı severim derdim ama benim bahsettiğim böylesi bir yalnızlık değildi. Ya hasta olursam? telefonum kapanır okula geç kalırsam? uyurgezerliğim tutarsa? .. o değil de hep uyumadan önce 'bu gece kabus görmesem bari 'diyorum . Çünkü gecenin bi saati uyanıp, karanlıkta koca evde yalnız olduğ…

TV

...

Şimdi en çok salyangoza benziyorum , geçtiğim hayatlarda bıraktığım izlere inat kimse çıkaramıyor beni kabuğumun içinden .. sınırlarıma dokunulunca daha da içeri gidiyorum , gidecek yerde yok ya daha fazla , kendimle kalıyorum daha çok .. kabuğum içinden kafamı çıkartıp bakmak istemiyorum ama bir yandan da korkuyorum , gün gelip çıkmak istersem dışarı diye .. ya o zaman çıkamayacak kadar sertleşmişse kabuk diye .. O yüzden bir gün karşıma çıkıp da ben döndüm dersen , gözlerine anlamsızca bakmamı önemseme .. zaman herşeyi eskittiği gibi anıları da eskitiyor .. şimdi sararmış fotoğraflarla kabuğumun içindeyim ya daha ne kadar dayanırım bu duruma inan hiç bilmiyorum ..

başlamadan biter mi hiç bir şey diye soruyorum kendime .." başlamadan biter mi hiç bir şey?" Eğer bitiyorsa diyorum yine kendi kendime , başlamıştır bir yerlerde..

boris vian diyor ki; yalnizliktir dininiz...
ornegin bir trenden, istediginiz yerde ininiz.


ve anladım ki matematik bile kandırıyor bizi , yıllardır kafam…

Yaşam kısa , Oku !

"İngiltere ve Fransa da toplumun %21 'i , Japonya 'da %14'ü , Amerika'da %12 'si düzenli kitap okurken , Türkiye de onbinde bir kişi kitap okuyor ! Vatandaşların ihtiyaç listesinde 235. sırada kitap var . Necip Türk milleti günde ortalama 5 saat televizyon izliyor;(O da Discovery Channel veya İz tv falan değil , dizi!) öte yandan kitap okumaya yılda 6 saat ayırıyor. Bir japon yılda ortalama 25, Bir İsviçreli 10 , bir Fransız 7, bir Türk ise 10 yılda 1 kitap okuyor. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu'nda kitap okuma sıralamasında Türkiye ,; Libya , Tanzanya , Kongo ve Ermenistan gibi ülkelerin arkasında, 86. sırada yer alıyor .." (İstatistiki bilgiler 5 şubat 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Odak Noktası adlı köşe yazısından alınmıştır )

Kitap okumayan insanlarla konuşmakta- anlaşmakta , onlara karşı kendimi ifade etmekte zorluk çekiyorum , doğruya doğru . Çevrende kitap okuyan kaç kişi var derseniz , bir elin beş parmağını geçmez , ne acı! Ama b…

The List!

"Hep diyorum ya biriktirin diye =)"

Newyork Üçlemesi Paul AUSTER
Yanılsamalar Kitabı Paul AUSTER
Yükseklik Korkusu [Vertigo] Paul AUSTER
Şans Müziği [The Music Of Chance] Paul AUSTER
*Yazı Odasında Yolculuklar [Travels in the Scriptorium] Paul AUSTER
Cebi Delik [Hand to Mouth a Chronicle of Early Failure] Paul AUSTER
*Karanlıktaki Adam Paul Auster
Ölümcül Kimlikler Amin Maalouf
*Beatrice'ten Sonra I. Yüzyıl [Le Premier Siécle Apres Béatrice] Amin Maalouf
*Adriana Mater [Adriana Mater] Amin Maalouf
Doğu'nun Limanları [ Les échelles du levant] Amin Maalouf
*Ferrarisini Satan Bilge [The Monk Who Sold His Ferrari] Robin Sharma
*Koza Kelebeği Bilmez [Discover your destiny with the monk who sold his Ferrari] Robin Sharma
*Sen Ölünce Kim Ağlar? [Who will cry when you die?] Robin Sharma
*Aile Bilgeliği [Family Wisdom from the monk who sold his Ferrari ] Robin Sharma
Mukaddes Cildin Parçalanışı Semra Topal
Kolera Günlerinde Aşk [El Amor an Los Tiempos del Colera ] Gabriel Ga…