Skip to main content

ardımda bıraktıklarım ..


unutmuşum . hayatımda çektiğim en güzel kareyi bloguma yüklemeyi ve hakkında iki çift laf etmeyi unutmuşum .

dün bu iki fotoğrafın çıktısını aldım ve üniversitede çok sevdiğim iki ayrı hocama benden hatıra kalması için verdim . Fotoğraflar çıkıp onların ellerine ulaşana kadar çok fazla beğeni topladı , ilk fotoğrafta daha belirgin olan martıların yüzüne baktıkça baktı insanlar . Tahminimce bana olan oldu onlara da , içleri ısındı . Bu kuşlar insana derdini unutturur diye boşa demiyorum :)
insanın arkasında onu hatırlatacak bir şeyler bırakması ne kadar önemlidir bilmiyorum , ne kadar hatırlanmak- anılmak ister o kişi , onu da bilemem ama ardımda güzel bir şey bırakmanın mutluluğu doldu içime dün . Çektiğim bu iki fotoğraf bana hayata dair çok fazla şey anlatıp içimi ısıtırken aslında ne kadar güzel bir anı dondurduğumu anladım . Şimdi hiç bir şey aynı değil fotoğrafı çekilen yerde ..
Aynı duygu Edith Piaf dinlerken de çağrıştı ben de , adalar da yürürken kulağımda no je ne regrette rien şarkısı çalıyordu , beni benden alır o şarkı hep! bir yandan da şöyle düşündüm , Edith Piaf ın nerdeyse mezarında kemik kalmadı , ama o anda sesi benden daha canlıydı .. o ardında sesini bıraktı .. ve benim yaşadığım bazı anları daha anlamlı kıldı ..
...o yüzden gelin kabul edin , ardınızda bıraktıklarınız önemlidir .. ve ardınızda ne bırakacağınızı düşünmek için yaşlanmayı beklemeniz pek doğru olmaz çünkü yolun ne zaman biteceği belli olmaz .
O yüzdendir ki kağıt , kalem sizi bekler ..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…