Skip to main content

İmgelerin İhaneti


Bugün Rene Magritte nin 110 . doğum yıldönümü .. o kim demeniz çok mümkün zira ressamların adı pek bilinmez.. bir tablosuyla kendi kolajım arasında bir bağlantı bulmuştu arkadaşım , ben de o zaman kendisini tanıdım .. ben zer şeyler mi düşünülmüş bilemem .. ben bu iki fotoğrafı birleştirirken sanki beynimin içinin görüntüsüymüş gibi düşünmüştüm .. benzer resim ..


Tablolarına göz atıp anlamaya çalıştım , kendisi 'Sürrealist' ( gerçeküstücü) bir ressam olduğundan , ya hiç bir şey anlamıyorsunuz tablolardan ya da uçsuz bucaksız anlamlar çıkarıyorsunuz ki bu tabi biraz da sizin hayalgücünüzün büyüklüğüyle doğru orantılı =)
Örneğin , ressam hakkındaki bir yazıyı okurken İmgelerin İhaneti isimli bir tablosu dikkatimi çekti .. La trahison des Images



Tablonun altında 'bu bir pipo değildir diyor' ifadesi yer alıyor . "Peki bu ne?" şeklinde farklı açılardan tabloya bakabilirsiniz benim yaptığım gibi ama bu çok sıradan bir yöntem olur , en azından neden böyle olduğunu okuduğumda ben öyle hissettim .. "The famous pipe. How people reproached me for it! And yet, could you stuff my pipe? No, it’s just a representation, is it not? So if I had written on my picture ‘This is a pipe,’ I’d have been lying!"
Bu bana Paul Auster ın hangi kitabında hatırlamıyorum ama birinde bahsettiği bir konuyu hatırlattı . Şemsiyeden bahsediyordu , diyordu ki , 'şemsiye bizi yağmurdan korur , peki üzerindeki kumaşı çıkarırsak yani artık bizi koruyamayacak -işlevini yapamayacak hale gelirse o hala bir şemsiye midir? ' İmgelerin ihaneti değil belki ama bunun da bir ihanet olduğu kesin ..
Halide Edip Adıvar'ın bir kitabını okuyorum şimdi , ama insanların sığ bakış açıları yüzünden genelde kapağının görünmemesi için kendimi zorluyorum . Şöyle ki , Kitabın adı kalp ağrısı ve kitap tamamen pembe :) tamamen bir aşk hikayesi kitabı gibi gözüküyor hatta gibisi fazla resmen siyah beyaz bir aşk hikayesi okuyorum ama .. hiç ama eminim ki hiç kitap okumayan bir insanın ne okuyorsun sorusundan sonra kitabın kapağını görmesiyle birlikte her ne kadar söylemese de 'aa aşk hikayesi mii buuu , niye okuyosun ki bunu ?' gibi bakışlar atmasına sinirleniyorum . İnsanlar kitap okumadığı için sinirlenirken artık eşik değeri nerelere düştü :/
O değil de bu yaştan sonra kimseye öğretemem ben zaten kitap okumayı .. ben kendimi düşünürüm bu konu da 'herkesle kitaplar hakkında konuşulmaz' .. ve kitaplar hakkında konuştuğum insanların izi daha büyüktür hayatımda .. bu tamamen istemsiz bir şey , sanırım ruhani açıdan daha çok şey paylaştığım içindir bu durum .. çünkü ikimizde biliriz Raskolnikov'un korkusunu , Bir gün tek başına 'nın sonunda ikimizde mutlaka ağlamışızdır , Masumiyet müzesi ni çoktan okuyup bitirmiş dört gözle müzenin açılışını bekliyoruzdur, ölümüne sadakatteki şarkıları not etmişizdir ikimizde ve hatta Mr . Vertigo en sevdiğimiz ve özendiğimiz kitap kahramanlarından biridir.. ve en büyük derdimiz bu kadar fazla okumamıza rağmen hala geri de okunmamış bir çok kitabın bizi beklemesidir.. O yüzdendir ki paylaşılan şeyler hayalidir ve bazen bu sıkıntılı dünyada en keyif alınan yer hayal dünyasıdır..

Comments

PeLiN said…
son cümleyi çok sevdim,
"ve bazen bu sıkıntılı dünyada en keyif alınan yer hayal dünyasıdır."
:)

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…