Skip to main content

Rüzgara meydan okumak isteyen kim ?

Bazen özlemiyor değilim .. bir şeyler tasarlamayı ve ardından çizmeyi .. bir şeylerden kastım kıyafet .. ama uzun zaman oldu çizmeyeli o yüzden elim de tembelleşti . Aslında biraz da bilerek çizmiyorum , odağımı bozmaktan korkuyorum ki zor odaklanabildiğimi de düşünürsek isteyerek çizmemek gibi bir şey oluyor ama tabi o sağa sola amaçsızca atılmış çizgilerin verdiği rahatlıkta arada bir özleniyor .. Bu hayalin içi hayal kırıklıklarıyla dolu olduğu için özellikle çok derin bahsetmiyorum . Yelkenlerin yönünü değiştirmemiz gerektiğini söyler hayat bazen bize biz de elimizden geleni yaparız , o hesap . Rüzgara meydan okumak isteyen kim?

Bu bloga yazmak istediğim bir kaç konu var ama ciddi konular olduğundan biraz daha zaman lazım , ya da geniş bir zaman .. bunlardan biri 'kitap okumak hobi değildir , ihtiyaçtır' bir diğeri 'küresel ısınma ' biri de şu başıma bişey gelmicekse Atatürk ü sevmiyorum muhabbetinden beri aklımda olan konu ' Atatürk ü sevmekle Atatürkçülük aynı şey değildir.'

Bu budur , şu şudur şeklinde kesin çizgili cümleleri sevmiyorum aslında ama yukardaki iki cümle nin de ben başka bir alternatifi olmadığı için cümleyi böyle kurmak durumundaydım .

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…